Mesken Forum Forumları
Geri Dön   Mesken AnaSayfa - > HoşGeldiniz > Meskene Giriş > Meskende Gündem

Doğu Türkistan - Gulca Ayaklanmasının 13.Yıl Dönümü

Doğu Türkistan - Gulca Ayaklanmasının 13.Yıl Dönümü konusu Meskende Gündem forumu içerisinde , benzer konuları Meskene Giriş ; Facebookta Yayınlamak İçin Tıkla:) GULCA AYAKLANMASI Soğuk bir kış gecesiydi.Azatlık adına ne varsa Atayurdun bünyesinde doğada yankılanmaktaydı.Belli ki gece tüm ...
Yeni Konu açCevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri
Eski 03-02-10, 16:16   #1
ALP
Serbest Meslek Erbabı
ALP - ait Avatar
Üyelik Tarihi: 20-05-2006
Nerden: Msdos'tan
Yaş: 21
Mesajlar: 3,525
İlişki Durumu : Karmaşık
Icon39 Doğu Türkistan - Gulca Ayaklanmasının 13.Yıl Dönümü

Facebookta Yayınlamak İçin Tıkla:)
GULCA AYAKLANMASI

Soğuk bir kış gecesiydi.Azatlık adına ne varsa Atayurdun bünyesinde doğada yankılanmaktaydı.Belli ki gece tüm kutluluğu ile her yana Hakkı fısıldıyor ve haklılığı haykırıyordu. Karla karışık yağan yağmur gecenin soğukluğunun zıddına yüreği manevi ateş ile kaplı insanların sıcaklığını bırakın soğutmayı, azaltmaya bile yetmiyordu. Kazakistan sınırındaki Doğu Türkistan’da İliderya vadisinde kurulu Gülca’daki Müslüman Türkler tarafından o an için her şey yolunda gidiyordu.Müslümanların yaşadığı her Türk beldesinde olduğu gibi, Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine açılan önemli ticaret merkezi konumundaki Gülca şehrinde de Müslüman Türkler için İslamiyet’in en önemli günlerinden biri eda edilmekteydi. Bir kandil gecesiydi ki, bu kandil apayrı bir önemi olan kandildi. Nitekim, bu gece Kuran-ı Kerim’in, indirilmeye başlandığı ‘Kadir Gecesi’ idi. Gülca’daki Müslüman Türkler, gecenin özelliğine yakışır bir şekilde hazırlıklar yapmaktaydılar.Bu hazırlık çabasında olan isimlerden biri de “Nur Ahmet Tigin” di. Nur Ahmet Tigin, abdestini almış yatsı namazını eda etmiş ve biraz dinlendikten sonra nafile namazlar kılmaya başlamış bu arada da yer yer Kuran-ı Kerim okumaya başlamıştı. Ama o gecenin daha sıra dışı geçmesi için çeşitli hazırlıklar yapıyor; komşularına oğluyla haber yolluyor, onlarla bir araya gelip, sohbet etmek için can atıyordu.Böylesine muhteşem geceyi soydaşlarıyla ve dindaşlarıyla geçirmek istiyordu.O ara ağabeyi Hasan, eşi ve çocuklarıyla içeri girdi. Nur Ahmet’in eşinin bayanların ibadet yapmak üzere toplandığı bir eve gittiğini öğrenince o da kızıyla oraya gitmek istedi. Nur Ahmet onları bayanların toplandığı eve götürmesi için oğlu Kasım’ı çağırdı.Kasım yengelerini alıp, annesinin bulunduğu eve doğru dışarıya çıktı.Hava oldukça soğuk ve yağışlıydı.Toplanılan eve yaklaşan Kasım evin olduğu caddede ilerlerken 4-5 el silah sesi duydu. Daha sonra yoluna devam eden Kasım, bayanların toplandığı evin önünde çin polisinin ve polis araçlarının olduğunu görünce yengesini ve amcasının kızını orada güvenli bir yerde bekletip, neler olduğunu öğrenmek üzere binanın önüne doğru ilerlemeye başladı.Araçların yanına gelmişti ki toplanılan evden zorla çıkarılan kadınların olduğunu gördü.Bunun üzerine hemen yengelerinin yanına dönüp, olanları babasına ve amcalarına anlatmaları için onları yolladı.Yeniden olay yerine dönen Kasım hiç biri suçu olmayan bayanların kiminin çığlıklar atıp polisle gitmemek için direndiğini kiminin de çaresiz hıçkırıklar içinde polis aracına bindirildiğini gördü.O ara çığlık atanlardan birinin polis aracına zorla bindirilmek istenen annesini olduğunu görünce bağıra çağıra hemen oraya doğru yönelen Kasım’ı bir polis engellemeye çalıştı ama Kasım o polisi aşıp annesinin bindirilmek üzere olduğu araca tam yakınlaşmıştı ki bir polis onu ayak darbeleriyle yere düşürdü. Kendisi gibi orada olan birkaç Uygur gencinin yardımına yetişmesi Kasım’ın çamurlar içinde tekmeler yemesine engel olamadı. Ağzı burnu kan içinde kalan Kasımla birlikte diğer gençlerde Çin polislerinden nasibini almıştı.O arada bütün bayanlar araçlara bindirilmiş ve polis merkezine götürülmeye başlanmıştı.Polisler kan içinde kalan Kasım ı ve çaresizlik içindeki diğer gençleri orada bırakıp ayrıldılar.

Bu arada tek tek Ahmet Tigin’in akrabaları ve arkadaşları olan bitenlerden habersiz, erkeklerin geceyi eda etmek için toplandığı bu eve gelmeye başlamıştı bile.Herkes birbirinin kandilini kutluyor ve birbirine ikramlarda bulunuyordu.Bulundukları ortamda bir bayram havası vardı. Manevi soluklu bu havadan etkilenen insanlar o an dışarıda neler olduğundan habersiz ibadetlerine başlamışlardı ki o ara kapı hızlıca çalınmaya başlandı.Merakla kapıya yönelen ev sahibi Nur Ahmet daha kapıyı açmadan gelenin oğlu Kasım olduğunu sanmıştı ama kapıyı açınca yanıldığını fark etti ve gelenlerin az önce Kasımla yolladığı yeğeni ve yengesi olduğunu görünce onların yüzündeki endişe belirtilerinden az da olsa tedirgin oldu.Bu arada hıçkırıklar içinde kalan eşinin sesini duyan Nurahmet’in ağabeyi de kapıya gelmiş ve telaşla eşine neler olduğunu sormuştu.Kadın anlatmaya başladıkça içeride namaz kılanların dışındaki herkes tek tek kapıya yönelmeye başladı.Bu arada hemen dışarı çıkmaya başladılar. Kadınların toplandığı binanın önüne geldiklerinde ortalık ana baba günü gibiydi. O ara Nurahmet, oğlu Kasım’ı yerde yarı baygın halde gördü etrafında birkaç genç onunla ilgileniyor yaralarını sarıyordu.Nurahmet oğlunun yanına yaklaştığında oğlu onların hemen polis merkezine gitmesini söyledi.Polislerin annesiyle birlikte bütün kadınları aldıklarını söylediğinde de gözlerinden inen yaşlara hakim olamayan babası Nur Ahmet’i gören Kasım hıçkırıklara boğuldu.Küçük kardeşi Ömercan’ı Kasımla ilgilenmesi için orada gençlerin yanında bırakan Nurahmet ağabeyi ile birlikte polis merkezine doğru yol almaya başladı ki bu ara büyük bir kalabalığın da kendileriyle gelmeye başladıklarını fark ettiler.Polis merkezi önüne geldiklerinde şehrin dört bir yanından insanların oraya akın ettiğine şahit oldular ki, hepsinin içinde öfke vardı. Nurahmet hemen kapıya yöneldi.Ancak olası bir ayaklanmaya karşı kapının kapatıldığını anlayınca kapıya vurmaya başladı.Bilinçsizce bağırmaya başlayan Nurahmet’i abisi biraz sakinleştirmeye çalıştı.Abisi aklından o kadar da kötü şeyler geçirmiyordu.Sonra bekleyişe koyuldular.bu arada Kasım’ı eve bırakan Ömercan da dönmüştü.Tam bu sırada içeriden otomatik silah sesleri geldi.Bunun üzerine nihayet kapı açıldı açılmasına ama o ara hengame koptu.Çünkü 3-4 Çin polisi bedeni kurşunla doldurulmuş iki tane Türk kadını kapıya bırakıp geri içeri dönmeye çalıştı ki o ara Ömercan ve beraberindeki on onbeş kişi o polislerin elindeki silahlara aldırmadan saldırmaya başladı.O ara içeriden otomatik silahlarla 4-5 Çin Polisi daha dışarıya çıkmayı başardı.Ne olduysa o an oldu. Orada toplanan silahsız insanlara yaylım ateşi açan bu polisler özellikle baş sırada bulunan Ömercan ve yanındakilerin can vermesine neden oldular.Bu durumu gören Nurahmed ve ağabeyi tekbirlerle daha da büyük bir hiddete kapılıp etrafındaki insanların da desteği ile o polislerin elindeki silahı kapmayı başardı.Ancak bu arada onlarca Türk insanı şehit edildi.

Olaylar bu şekilde devam ederken ertesi gün Doğu Türkistan’ın bir çok şehrinden gelen Uygur Türkleri büyük bir İstiklal Hareketi başlattı. Çin güçleri tarafından resmen tahrik edilmiş olunan Doğu Türkistanlıların tepkisi gitgide büyümüş ve kısa zamanda Doğu Türkistan’ın 80 ayrı bölgesinde Çinli işgalcilere karşı bir özgürlük savaşı başlatılmıştır.

Bu durumdan giderek kaygı ve korkuya kapılan işgalci Çin hükûmeti Çin’den Doğu Türkistan’a takviye askerî güçler getirmek zorunda kalmıştır. Çinliler, Doğu Türkistan halkına karşı tank ve benzeri ağır silahlarda kullanmışlardır. Çinli cellâtlar tarafından katledilen insanlar arasında çocuklar, yaşlılar, kadınlar büyük çoğunluktaydı. Yüzlerce, hatta binlerce Doğu Türkistanlı hunharca şehit edilmiş evler, yerleşim bölgeleri tanklarla yıkılmış yerle bir edilmiş, Doğu Türkistanlılar için artık silahsız olmanın hiçbir ehemmiyeti kalmamıştı.

Ellerine geçirebildikleri ilkel silahlarla ve çeşitli yollarla rüşvet yahut tehditle Çin güçlerinden elde ettikleri silahlarla haftalarca çatışmalar devam etti. Bu çatışmalar o günlerde, Türkiye ve dünya basınında geniş bir şekilde ye almasına rağmen, dünya kamuoyu tarafından işgalci Çin hükûmetine resmî yollarla bir tepki, bir kınama söz konusu olmamıştır. Elbette ki; Bağımsızlığa teşne durumdaki Doğu Türkistan halkı sözde hür olduklarını zanneden dünya devletleri tarafından yalnız bırakılsalar bile kalplerindeki özgür olma duygusunu asla köreltmeyecekti. Kendi kaderi ile baş başa bırakılan Doğu Türkistan halkı millî mücadelesini yok denecek imkânlarla günümüze kadar sürdüre gelmektedir. Sürdürmeye de devam edecektir. Bir milletin bağımsızlığının yalnızca başka devletlerin yardımlarına muhtaç olarak ayakta durmayacağı da bilinen bir gerçektir. Bunun bilincinde olan kahraman Doğu Türkistan halkı sayısız şehitler vermek pahasına yarım asırdır millî mücadelesini dünyanın en fazla nüfusuna sahip en vahşi ordularını besleyen ve dünyada silah yatırımı en fazla olan Çin gibi bir emperyalist devlete karşı devam ettirmektedir. Bir gün mutlaka bağımsız olacaklarına olan inançlarını kalplerinden bir gün olsun çıkartmayan Doğu Türkistanlıların sahip olduğu dinî, millî, kültürel ve ırkî yönden mukavemet göstermesi Çin hükûmetini her geçen gün daha fazla tedirgin etmekte ve bu sebeple de ellerine geçirdikleri her fırsatta yüzlerce, binlerce Müslüman Türk’ü çeşitli bahanelerle katletmektedirler. 5 Şubat 1997 Gulca olaylarının kanlı bir şekilde bastırılmasından sonra Habibullah , Abdusattar (Gulca) ve Nuriddin (Aksu Shayar) nahiyesinden 3 Uygur genci Kazakistan’a sığınmışlardır. Bu ayaklanmalarda bizzat bulunan bu insanlar büyük bir mücadeleye imza atanlar arasındaydı.Bu gençlerden biri de NurAhmed’in oğlu Kasım’dı.Kasım Kazakistan’da akrabalarıyla iletişim kurmuş ve özellikle Yusuf Yabgu Tiginle görüşmeye başlamıştı.Kazakistan’ın Almata şehrinde yaşayan kendileri gibi Uygur Türk’ü olan bayanlarla evlenerek ikamet imkanı elde eden Kasım ve iki arkadaşları bu ülkede bir nebzecik de olsa rahatı bulmuştu ki Çin hükümetinin baskısı sonucunda Kazakistan hükümetince iade edilmeleri isteğini takiben Kasım’ın ailesiyle birlikte 3 aile can güvenliklerinin olmadığı gerekçesiyle 1998 yılında Pakistan’a sığındılar, bu ülkede 1998 -2005 yılına kadar çeşitli vilayetlerde sığınmacı olarak yaşadılar. Bu 3 aile 1998 yılından itibaren BM teşkilatının Pakistan Mülteciler idaresi ve batı devletlerinin elçiliklerine siyasi iltica talebinde bulunduysalar da 7 yıl boyunca isteklerine cevap gelmedi.En son ise, 2004 yılında bu 3 aile Pakistan’ın Weziristan vilayeti Miranshang ilçesine yerleşmişlerdir.2004 yılının sonbahar aylarında bu vilayette yaşama imkanlarının olmadıklarını anlayınca tekrar başka bir yere göç kararı almışlardı. 2005 yılı Temmuz ayı içerisinde adı geçen bu 3 aile 23 kişilik bir kafile ile yeni bir güvenli yer aramak maksadıyla tekrar yola çıktılar.Aralarında 60 yaşlarında bir yaşlı bayan ve 70 yaşını geçmiş bir bayan da vardı.5 erkek 6 bayan,6 aylık bir bebek ve 15 yaşını henüz bitirmiş 6 kız 5 erkek çocuk’ tan oluşan kafilede Gülca olaylarından dolayı aranan fertlerinden dolayı il il dolaşan 3 aile vardı.Bu 3 aile, Pakistan’ın Mirashan vilayetinden yeni bir umut için yola çıkmışlardı.
Mirashan-Weziristan kara yolunda bilinmeyen bir sebeple Pakistan güvenlik güçlerince durduruldu.Yolda niçin durdurulduğunu sormak için güvenlik güçlerinden bilgi almak isterlerken yaşları 60 ve 70 civarında olan bayanlar güvenlik güçlerince hakaret ve dipçik darbesi ile tartaklandı.Bu olaylara seyirci kalamayan aile fertlerinin araya girmesi ile olay büyümüş Pakistan güvenlik güçleri olayı yatıştıracağına bu 3 ailenin üzerine ateş açmışlar, en son kullandıkları araca roket atarak aile fertlerinden kimsenin sağ kurtulmasını istememişler ve aile fertlerinin hepsinin can vermesine sebep olmuşlardır. Olay yerine gelen halk feci tablo karşısında şaşırmış bu masum ailelerin vahşice katledilme olayına seyirci kalmayarak yerel halk güvenlik güçlerine saldırmışlardır.
Bu olay sonrası Pakistan yönetiminden üst düzey bir yetkili halktan özür dileyerek olayın yanlış bir anlama sonucu meydana geldiğini söylemiştir.Hükümet yetkilileri ölen 23 kişinin cesedini toplayarak bilinmeyen bir yerde defin işlemini gerçekleştirmiştir.
Pakistan hükümetinin Çin devleti ile olan suçluları iadesi anlaşması gereği her yıl yüzlerce Doğu Türkistanlı Uygur suçlu veya suçsuz olsun Çin’e iade edilmekte veya böyle vahşice kendi dindaşları tarafından katledilmektedir.Bu gibi olaylar uluslar arası Af Örgütünün yıllık raporlarında belirtilmektedir.”

5 Şubat Çarşamba günü Kadir Gecesi olması münasebetiyle bir evde toplanarak Kuran okumakta olan bir gurup Doğu Türkistanlı kadın, Çin’in sözde güvenlik güçlerinin ani baskınına uğradılar. Bu kadınlar yaka-paça alınarak dipçik darbeleriyle polis merkezine götürülürler. Bu duruma tepki gösteren halkın polis merkezinin önüne gelerek Çin polislerinin suçsuz yere tutuklamak istedikleri kadınların serbest bırakılmasını istemeleri üzerine iki Doğu Türkistanlı kadının cesedi kalabalığın önüne atılır. Çinli polislerin bu insanlık dışı davranışlarının akabinde galeyana gelen silahsız halkın üzerine makineli tüfeklerle yaylım ateşi açılır. Bu şiddetli kurşun yağmuru altında yüzlerce masum Doğu Türkistanlı hayatını kaybeder.



Bundan sonra ise, Çin polislerinin durumu kontrol edebilmesi imkânsızlaşmış, yıllardan beri zaten bunun benzeri katliamlarla karşılaşan halk ellerine geçirebildikleri aletlerle Çin işgal güçlerine karşı topyekûn bir milli ayaklanma başlatmışlardır.



O günlerde çeşitli sebeplerle Doğu Türkistan’da bulunan yabancı ülke temsilcilerinin, uluslararası kuruluşlar ve dış basının verdikleri haberlere göre, Çin güvenlik kuvvetleri Gulca ayaklanması sırasında 400 Doğu Türkistan Türkünü olay yerinde şehit etmiş, pek çoğunun ağır yaralanmasına sebebiyet vermiş ve ilk aşamada 2000 kişiyi tutuklamıştır. Ölen 400 kişinin 16'sı, havaların aşırı soğuk olması nedeniyle üzerlerine sıkılan tazyikli su nedeniyle donarak ölmüş, 90'ı dövülerek öldürülmüş ve 160'ı da Çin güvenlik kuvvetlerinin açtığı ateşle şehit edilmiştir. Çin yönetimi, Gulca ve civarındaki bütün doktorlara bir genelge göndererek, ayaklanma sırasında yaralananların tedavilerini yasaklamış, tedavi edenlerin ağır cezalara çarptırılacağını duyurmuş ve böylece pek çok Doğu Türkistanlının gerekli acil tedavileri göremeden hayatını kaybetmelerine veya sakat kalmalarına sebebiyet vermiştir.



Aynı gece yapılan ev baskınları olayının sadece Gulca vilayetinde değil, eş zamanlı olarak birçok vilayet ve bölgelerde de yapıldığı ve sudan bahanelerle insanları evlerinden çıkartıp uluorta kurşuna dizdikleri haberleri de alınmıştır.



Doğu Türkistan halkı o günlerde dünyada eşine az rastlanır bir katliamla karşı karşıya iken, Türkiye’den Anadolu Ajansı Doğu Türkistan’a hâlâ “Uygur Özerk bölgesi”, İstiklâl Savaşçılarına ise “Gösterici Müslümanlar” adını verirken dünyanın önemli haber ajansları bölgeyi Türk yurdu olarak göstermekteydiler.



AFP, AP, CNN’in 10, 11, 12 Şubat tarihlerinde bütün dünyaya geçtiği geniş haber bültenlerinde Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı zulüm politikalarına geniş yer verdi. İşte konu ile ilgili batı basınından ve Türkiye’deki gazete başlıklarından bazıları: “5 Şubat akşamından; yani, kadir gecesinden beri Çin güvenlik kuvvetleri ile halk arasında sokak çatışmaları sürüyor.”



“Doğu Türkistan’da olağanüstü hal... Binlerce Müslüman tutuklandı.”



“Başkent Urümçi, Yarkent ve Kaşgar’da sokağa çıkma yasağı ilan edildi.”



“Beş büyük yerleşim merkezinin kontrolü mücahitlerin eline geçti.”



“Kızıl Çin toplama kamplarında işkenceden, açlıktan ve soğuktan 15 ilâ 25 yaş arası gençlerde ölümler başladı.”



Dünya haber ajansları konuyu haber yapıyor, fakat dünyanın hiçbir insan hakları örgütü, hiçbir uluslar arası teşkilatı ya da herhangi bir devlet bu insanlık dışı katliamı sona erdirmek adına fiili bir girişimde bulunmuyorlardı.



Türkiye’ de ise, T.B.M.M. yapılan günden dışı konuşmalar sırasında Hatay milletvekili Mehmet Sılay ve 40 arkadaşının konu ile ilgili olarak verdikleri soru önergesine zamanın Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan’ın verdiği cevap bu günün hükümet yetkililerinin izledikleri politikalardan daha farklı değildi: “Türkiye, Sincan-Uygur Özerk Bölgesini, Çin Halk Cumhuriyetinin bir parçası olarak görmekte ve Çin Halk Cumhuriyetinin toprak bütünlüğünün korunmasına önem atfetmektedir.”



Her hangi bir dünya devletinin kendi çıkarlarını korumak adına bir başka ülkenin ve milletin haklarını birilerine altın tepsi içerisinde sunmaya veya,“milli menfaatler” den söz ederek insanlığın çok derin yaralar almasına göz yumarak işlenen insanlık suçlarına çanak tutmaya hakkı yoktur.



Türk milletinin dünyadaki varlığına kasteden düşmanlara karşı verdikleri ve vermekte oldukları mücadeleler sırasında hayatlarını kaybeden bütün şehitlerimizi rahmetle anıyor, Ruhları şad olsun diyorum.

ÇİN ZULMÜ ALTINDAKİ DOĞU TÜRKİSTAN - 2009



Yüzölçümü: 1.828.418 km2
Nüfusu: 30 milyon
Başkenti: Urumçi

ÇİN ZULMÜ ALTINDAKİ DOĞU TÜRKİSTAN’IN Dünü..Bugünü..Yarını..


Türklerin çocuk sahibi olması bile yasak!..
Doğu Türkistan’ın yıllardır verdiği özgürlük mücadelesi her seferinde kanla bastırılıyor. ’Çin işkencesi’nin Türk kimliği üzerindeki tahribatı inanılmaz boyutlarda


Orta Asya’daki Türk vatanı Doğu Türkistan Çin zulmü altında inim inim inliyor. İşkencelerin ölümlerin kol gezdiği bu topraklarda Türk kimliği yok edilmek isteniyor. Yıllardır süren özgürlük mücadelesi her seferinde kanla bastırılıyor. Türklerin yaşama hakkına bile saygı duymayan Pekin yönetiminin asimilasyon ve soykırımı politikaları dünyanın gözleri önünde tüm vahşetiyle devam ediyor. Doğu Türkistan’da son günlerde yaşanan vahşet dikkatleri tekrar bölgeye çekti. Her açıdan Türk tarihi için büyük öneme sahip bu ülkeyi derinlemesine inceledik ve ’Çin işkencesi’nin Türk kimliği üzerinde meydana getirdiği derin tahribatı, yaptığımız araştırmalar ve uzman görüşleriyle ortaya koyduk. Doğu Türkistan Vakfı Genel Başkanı Hamit Göktürk, Doğu Türkistan Devleti’nin ismi başta olmak üzere tüm haklarının gasp edildiğini söyledi.
åŸå¸–地å€: Mesken.Gen.Tr SanalGenclik Twitter Facebook Kurtlar Vadisi Pusu Forum Sitesi Güne Dair Öss AÖF Emo Avon Oyun Program Sohbet, Dizi İzle, Online Dizi, Diziizle, Sakarya Fırat Dizisi, Sakarya Fırat, Ezel Dizisi [Linkleri görebilmek için üye olmaniz gerekmektedir. Hizli üye olmak için tiklayiniz!!]


Kimliğin ifadesi yasak
Doğu Türkistan’ın Türk dünyasının doğudaki kalesi olduğunu kaydeden Göktürk, bölgenin stratejik açıdan çok önemli bir konuma sahip olduğuna dikkat çekti. Çin ve müttefiklerinin varlıklarını istemediğini kaydeden Göktürk, Doğu Türkistan Türklerinin varlığının Orta Asya ve Anadolu Türkleri için de bir güvence olduğunu kaydetti. Türk milliyetçiliğinin bu bölgede yeniden etkinlik kazanmaması için Çin’nin elinden geldiğini yaptığını anlatan Göktürk, “Vatandaşlarımızın elinden anlamsız bahanelerle pasaportları alınıyor, aynı zamanda mallarına el konuluyor” diye konuştu. Çin tarafından işgal edilen Doğu Türkistan’da yaşayan Türklerin kendi kimliklerini ifade etmelerinin yasak olduğuna dikkat çeken Göktürk, insan hakları ihlallerinin soykırım boyutunda olduğunu söyledi.


Hamilelere işkence
“Doğu Türkistan topraklarını işgal eden Çin, Türk toplumunun her türlü davranışına sınırlama getiriyor” diyen Göktürk, şunları belirtti: “Türklerin doğum yapmasını bile yasaklıyorlar. 20 bin kişilik bir bölgede yüzde 1 oranında doğum yapılacak denilerek sınırlama getiriliyor. Bu sınırlamalar konusunda itiraz olduğu zaman da şiddet uygulanıyor. Dolayısıyla 20 bin kişilik bir kentte ancak 200 çocuk ya da bebek bulabiliyorsunuz. Doğu Türkistan’da bunun gibi daha bir çok anlamsız yasaklar ile de karşı karşıya kalmanız mümkün” Doğum kontrolü adı altında soykırımı yapıldığına vurgu yapan Göktürk, “Hamile Türk kadınlar yumruklanarak şiddete maruz kalıyor. Bölgede gerçekleştirilen uygulamaları tarif etmek mümkün değil. Bunun adına ne denir bilemiyorum. Doğu Türkistan’daki Türkler Çin yönetimi altında hiçbir şekilde huzurlu ve mutlu yaşamıyor”


Erkekleri köle yapalım, kadınları...
DoĞu Türkistan’da bir milyon kadar askerini silah altında tutan Çin, Doğu Türkistan’da Müslümanların attığı her adımı kontrol etmekte. Yollarda kurulmuş olan askeri denetim noktalarında tüm araçlar tek tek durdurulup içleri aranırken erkekler hakarete uğrayıp tartaklanmakta, Türk kadınlar ise tacize uğramakta.

Zehirlenmiş zihniyet

Buradaki zulüm zaman zaman Batı basınının bile dikkatini çekti. Urumçi Üniversitesi’nin duvarında hala asılı olan 2 Ekim 1988 tarihli The Independent gazetesi, Çin’in bakışını şöyle aktarıyor: “Türk erkeklerini sonsuza kadar kölemiz yapalım, kadınlarını da asırlar boyunca fahişemiz.” Gazete, bu düşünceyi ise şu şekilde değerlendiriyor: “Katıksız ırkçı düşünce ile zehirlenmiş bir zihniyetin göstergesi.” Japonya Mainichi Daily News gazetesi ise 2000 tarihli sayısında şunları yazıyor: “Doğu Türkistan’da bir kişi sadece boş bir şüphe üzerine yıllar boyunca tutuklu kalabiliyor. Türkler asılsız suçlamalarla idam edilmekte, zaman zaman da toplu olarak katledilmekteler. Kadınlara zorla kürtaj yapılmakta, birden fazla çocuğa sahip olanların çocukları ellerinden alınmakta.”


Petrol zengini
Petrol, wolfram, altın, kömür, uranyum gibi stratejik hammaddelere ve sayısız yeraltı ve yerüstü zenginliklerine sahip bir ülke. Çin’de mevcut 148 madenin 118 çeşidi Doğu Türkistan’dan çıkarılmakta. Doğu Türkistan’da şimdiye kadar 5 bin yerde maden ocağı işletmeye açıldı. Bu Çin’deki toplam maden ocaklarının yüzde 85’ini teşkil eder.

Doğalgaz

Yaklaşık 500 bölgeden petrol, 30 bölgeden doğalgaz çıkarılmakta. Son yapılan araştırmalarda Türkistan’da petrol rezervi 8 milyar ton olarak tespit edildi. Her yıl 10 milyon ton petrol Çin’e taşınmakta. Çin’in kömür rezervinin yarısı da Doğu Türkistan’da. Yıllık altın üretimi 360 kg. civarında. Uranyum, wolfram gibi stratejik madenlerle tuz ve renkli kristal taşları Doğu Türkistan’ın başlıca yeraltı ürünleri arasında.


Üç defa özgür oldular
Doğu Türkistan’da 1759’dan bu yana 200’den fazla silahlı ayaklanma oldu. Türk halkı üç defa özgür olabildi. 1863’te bağımsızlığına kavuşan Doğu Türkistan, Osmanlılar, İngiltere ve Rusya tarafından resmen tanındı. Ancak bu bağımsız Türk devletinin ömrü kısa sürdü. 1876 yılında Çin tarafından işgal edildi ve1884’de imparatorluğa bağlandı.20. yüzyılın başlarında Orta Asya’da başlayan milliyetçilik akımının sonunda 1933 yılında Kaşgar’da Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti kuruldu. Bu Cumhuriyet1937’ye kadar sürdü. 1944’de “Üç Vilayet İnkılâbı” olarak bilinen ayaklanma ile Doğu Türkistan tekrar kuruldu. Çin Kuvvetleri, 1949’da Rusya’nın onayı ile Doğu Türkistan’a girerek, Türk ülkesini resmen işgal etti. O günden bu yana Çin işkencesi sürüyor.


Çay: Ankara net olmalı
Devlet eski Bakanı Prof. Dr. Abdulhaluk Çay, Çin’nin Doğu Türkistan’da yaşayan Türklerden tahmin edilenin çok üstünde rahatsız olduğunu söyledi. Pekin yönetiminin Türkleri suçlamak için basit bahaneler bulduğunu dile getiren Çay, “Çin, doğum kontrolünden asimilasyon politikalarına kadar bir çok insan haklarını aşan politikalarını da Doğu Türkistan’da uyguluyor. Bunların içinde asimilasyon politikaları üzerinde özellikle durmak gerekiyor. Doğu Türkistan’a Çinli yerleştirilerek buradaki Türkler asimile edilmek isteniyor. Doğu Türkistan Türklerinin varlığı ortadan kalkma tehlikesi ile karşı karşıya kalıyor” şeklinde konuştu. Çin yönetiminin insan haklarından uzak tam anlamıyla bir terör devleti anlayışıyla Doğu Türkistan’a yaklaşım içerisinde olduğunu tüm dünyanın artık bilmesi gerektiğini belirten Çay, Türkiye’nin de bu konuda net politikalar izlemesi gerektiğini kaydetti.


Ölümüne direndiler
Doğu Türkistan’daki milli uyanış 20. yüzyılın başlarında başladı. Türklere öncülük eden isim ise AbdülKader Damulla. Damulla, açtığı Matle’ul Hidayet ismindeki okul ile mukaddes değerleri Doğu Türkistan gençlerine aşılayarak bilinçlenmelerini sağladı. Damulla’dan sonra da Doğu Türkistan’da mücadeleyi “Üç Efendiler” olarak anılan İsa Yusuf Alptekin, Muhammed Emin Buğra ve Mesud Sabri Baykuzu üstlendi. Mesud Sabri Baykuzu’nun Doğu Türkistan için verdiği mücadele, 1951 yılında Çin yönetimi tarafından tutuklanıp, 1952 yılında zehirli bir iğneyle öldürülmesi ile son buldu. İsa Yusuf Alptekin ve Muhammed Emin Buğra’nın mücadeleleri ise ömürlerinin sonuna kadar devam etti.


Erdoğan: Rabia Kadir’e vize veririz
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Uygur Kurultayı Başkanı Rabia Kadir’in müracaat etmesi halinde kendisine vize verileceğini söyledi. G-8 Zirvesi çalışmalarına katılmak üzere İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi’nin daveti üzerine İtalya’ya giden Başbakan Erdoğan, hareketinden önce Atatürk Havalimanı’nda basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, Doğu Türkistan’da yaşananlara değinen ve konuyla ilgili girişimlerin başlatıldığını belirten Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: “Dışişleri Bakanlığımız konuyla ilgili olarak Çin Büyükelçisini de bakanlığa çağırarak gerekli görüşmeler yapıldı. Bunun bir vahşet olduğunu söyledik. Bu vahşetin süratle durdurulmasının gereğinden bahsettik. Çin devlet başkanı da G-8’de olacaktı fakat katılmadı. Başta Amerika olmak üzere, G-8’deki ülkelerle bu konuyu ben ayrıca görüşeceğim. Böyle bir vahşete seyirci kalmamız, hele hele Türkiye olarak söz konusu olamaz. Bunun için bütün girişimlerimizi hep birlikte sürdürüyoruz.”


Türkiye’ye geliyor
Dünya Uygur Kurultayı Başkan Yardımcısı Seyit Tümtürk, Rabia Kadir’in en kısa zamanda vize başvurusu yapacağını ve Türkiye’ye geleceğini açıkladı

Dünya Uygur Kurultayı Başkanı Rabia Kadir’in Türkiye’den vize alması talebiyle ilgili olarak da konuşan Erdoğan, “Bu tür şeylerde davet olmaz, müracaat olur. Benim şahsıma böyle bir bilgi gelmiş değil. Daha önce dışişlerine böyle bir müracaatın olduğunu bir gazete haberinde öğrendim. Müracaatı olması halinde biz kendisine vize veririz” açıklamasında bulundu. Erdoğan’ın açıklamasına çok sevindiklerini belirten Dünya Uygur Kurultayı Başkan Yardımcısı Seyit Tümtürk, telefonla konuştukları Rabia Kadir’in haberi sevinçle karşıladığını belirterek en kısa zamanda vize başvurusu yapacağını ve ardından da Türkiye’ye geleceğini bildirdi.


Önce boykota çağırdı sonra geri adım attı!
Üstü kapalı şekilde Çin mallarını boykot çağrısı yapan Sanayi ve Ticaret Bakanı Ergün’den, kısa süre sonra ’düzeltme’geldi. Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Yozgat’ta yaptığı açıklamada “İnsan haklarına saygı yoksa, bu ülkenin ürünlerine karşı tavrımızı ortaya koymamız lazım” dedi. Ergün, şunları söyledi: “Ucuz mal diye kötü malı almak zorunda değiliz. Başka bir şey daha arayalım. Malını tükettiğimiz ülkelerin insanlığa saygısı var mı, diye bakalım. Eğer malını tükettiğimiz ülkelerde insana, insanlığa saygı yoksa, o zaman bizim bu tüketimi gözden geçirmemiz, bu ürünlere karşı da tavrımızı, tutumuzu açıkça ortaya koymamız lazım.” Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, bu açıklamadan birkaç saat sonra sözlerinin yanlış anlaşıldığını belirtti. NTV “ye konuşan Ergün, hükümet olarak bu yönde bir karar alınmadığını belirtti.


Davutoğlu Clinton’ı aradı
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Doğu Türkistan’daki olaylarla ilgili olarak sürdürdüğü telefon diplomasisi çerçevesinde ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile görüştü. Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden edinilen bilgiye göre Davutoğlu, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki olaylara ilişkin Clinton’ı telefonla arayarak, Türkiye’nin konuya ilişkin hassasiyetini aktardı. Davutoğlu’nun diğer telefon görüşmelerinde de vurguladığı gibi Clinton’a da uluslararası toplumun
konuya daha fazla ilgi göstermesi gerektiğini ilettiği öğrenildi. Doğu Türkistan’da insanlık trajedisi yaşandığına dikkati çeken Davutoğlu, bu olayların etnik gerginliğe yol açmasının önüne geçilmesinin şart olduğunu da belirtti. Bakan Davutoğlu, Sincan’daki olaylarla ilgili olarak Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner, İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband, İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt ve İran Dışişleri Bakanı Mutteki ile telefonda görüşmüştü. (AA)


Yusufiyelilerden sert tepki
Yusufiyeli Ülkücüler Teşkilatı Genel Başkanı Ahmet Yılmaz, Doğu Türkistan’daki Türklerin Çinli’ler tarafından katledilmesiyle ilgili yaptığı açıklamada MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile MHP milletvekillerini de sert şekilde eleştirdi. Yılmaz yazılı açıklamasında şunları söyledi: “MHP milletvekillerinin göbek atma
yarışmalarına sahne olduğu günün ertesi, sayıları 500’ü geçen ölü ve binlerce yaralısıyla soydaşlarımıza katliam yaptırılmış, bu vesileyle de Doğu Türkistan’daki soydaşlarımıza mesaj verilmiş, dolayısıyla da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin aciziyeti gösterilmiş, sahipsiz olduklarını bütün dünyaya göstermişlerdir. “


Yurt dışından getirtip kurşuna diziyorlar!..
Kadınlarımız gayri ahlaki işlerde zorla çalıştırılıyor
Çin yönetimi, Doğu Türkistan’da uyguladığı doğum kontrol politikasıyla Türklerin çocuk sahibi
olması engelleniyor.
Çin istilasına karşı yüzlerce yıldır var olma savaşı veren Doğu Türkistan’da yaşananlar insanın yüreğini kanatıyor
Son günlerde yaşanan katliamla tekrar dünyanın gündemine oturan Doğu Türkistan’daki acıları böygeyi en iyi tanıyan isimlerden biri olan Seyit Tümtürk’le konuştuk. Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Tümtürk’ün anlattıkları insanın yüreğini kanatıyor. Yıllardır Çin vahşetine karşı Uygur Türkü’nün sesini duyurmaya çalışan Tümtürk, Pekin’in Türkleri bölgeden silmek istediğini söyledi. Doğu Türkistan’da yaşananları tüm dünyaya belgeleriyle duyurmakta kararlı olduklarına dikkat çeken Tümtürk, Çin’nin Doğu Türkistan’da yaptıklarıyla sadece yönetimsel bir baskı ortaya koymadığını, bunun bir medeniyeti yok etme girişimi olduğunu dile getirdi.
åŸå¸–地å€: Mesken.Gen.Tr SanalGenclik Twitter Facebook Kurtlar Vadisi Pusu Forum Sitesi Güne Dair Öss AÖF Emo Avon Oyun Program Sohbet, Dizi İzle, Online Dizi, Diziizle, Sakarya Fırat Dizisi, Sakarya Fırat, Ezel Dizisi [Linkleri görebilmek için üye olmaniz gerekmektedir. Hizli üye olmak için tiklayiniz!!]
Yok etme girişimi
“Doğu Türkistan sadece orada yaşayanları ifade eden bir olgu değil. Aynı zamanda bir medeniyetin adı” diyen Tümtürk, şunları dile getirdi: “Bugün Türkçede kullanılan bir çok kelime bu medeniyet kökenlidir. Türkistan medeniyeti incelendiğinde ipek üretimi ve işlenmesi, kağıt kullanımı, tarım ve dokumacılık alanlarında bir çok medeniyetten çok daha önce bunları sosyal yaşantısının bir parçası haline getirmiştir. Bunların belgeleri mevcuttur. Bugün yaşananlar, Çin’in gerçekleştirdiği baskı böyle geniş ve tarihsel önemi ve derinliği olan bir medeniyeti ortadan kaldırmaya yönelik girişimdir.”

Batı bizi görmüyor
Tarihte daha önce Mayaların, Azteklerin, Kızılderililerin de büyük medeniyetler kurduklarını ancak daha sonra sömürge zihniyetinin temsilcileri tarafından ortadan kaldırıldıklarına dikkat çeken Tümtürk, bugün Doğu Türkistan’da yaşayan Türkleri de böyle bir tehlikenin beklediğini vurguladı. Tümtürk, sözlerini şöyle sürdürüdü: “Çin yönetimi Doğu Türkistan’da yaşayan Türklerin üzerine acımasızca gelmekte ve Türklere insanlık dışı uygulamalarda bulunmakta. Doğu Türkistan’da bir soykırımı politikası uygulanıyor. Bunları gerçekleştirenler bunun normal olduğunu söylemekte. Batının demokrasi söylemlerini dilinden düşünmeyen örgütleri ise bu konu da en ufak bir araştırma yapma gereği duymamakta. Çin’nin tek yanlı enformasyonlarıyla yetinmekte, Türkleri dinleme ihtiyacı görmüyor. Bu Türklere karşı uygulanan çifte standardın açıkça bir göstergesi.”

Terörist diyorlar
Çin’in Doğu Türkistan’ı her fırsatta terörizme destek veren bir yönetim olarak lanse ettiğine işaret eden Tümtürk, aynı zamanda tüm Türkler de ’terörist’ ilan edilmek istendiğini söyledi. Doğu Türkistan’da yaşayan Türklerin sadece özgürlük mücadelesi verdiğine vurgu yapan Tümtürk, haksızlığa karşı yapılan her gösteri ’terör eylemi’ gibi gösterilmeye çalışıldığını kaydetti. Tümtürk, “Uluslararası camianin Çin’in Doğu Türkistan üzerinde yapmış olduğu baskının farkında olmasını istiyoruz. Bununla ilgili olarak bizim elimizde belgeler var. Belgeleri uluslararası kuruluşlara sunuyoruz. Çin güçlü olduğundan dolayı bu konuda ne kadar başarılı oluruz bilemiyorum ama çok ciddi bir baskı ile karşı karşıyayız ve bunu da tüm dünya kamuoyunun artık görmesini istiyoruz” diye konuştu. Çin’in Türkleri ’terörist’ olarak göstermesinin nedenin milli direnci kırmak olduğunu belirten Tümtürk, “Yılmayacağız” dedi.

Çin, Doğu Türkistan’daki milli mücadeleyi ve bilinci ortadan kaldırabilmek için her türlü yolu deniyor
Pekin yönetiminin uluslararası gücünü kullanarak, yurt dışına giden Türkleri getirip kurşuna dizdiğini belirten Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Tümtürk, Bunun en son örneğini geçtiğimiz günlerde yaşadık. Kanada pasaportu olan bir kardeşimiz zorla ülkeye geri getirttiler ve kurşuna dizdiler. Bunun gibi daha bir çok örnek var “ dedi. Tümtürk, sözlerini şöye sürdürdü: ” Yine geçtiğimiz günlerde yaşanan bir olayda terörist olarak ilan ettikleri kardeşimizi Çin halk mahkemesinde yargıladıktan sonra, suçu ne olduğu da tam saptanmamışken kurşuna dizdiler. Çin yönetiminin buradaki tek amacı Doğu Türkistan’daki Türklerin milli hassasiyetini ortadan kaldırmak. İslami ve milli hassasiyeti olan doğu Türkistanlı Türkler ortadan kayboluyor ve bir daha bulunamıyor. Bu nasıl izah edilebilir. Nasıl bir durumdur, anlaşılır gibi değil. Böyle olayların yaşandığı bir yerde biz de uluslararası kuruluşları göreve çağırıyoruz. Gelin inceleme yapın diyoruz. Ancak yine de sesimizi duyuramıyoruz.

Amaçları yok etmek
Çin’nin uyguladığı politikaların sadece bir baskı politikası olarak geçiştirilemeyeceğini de kaydeden Tümtürk, Çin’in bir ırkı yok etmeye yönelik politikalar uygulamak istediğini kaydetti. Pekin yönetiminin Doğu Türkistan’da uyguladığı nüfusü sınırlama politikalarının insan hakları ile hiçbir şekilde bağdaşmadığını ifade eden Tümtürk, “Çin yönetimi doğum politikaları uygulamakta ve bu politikalarla Türklere karşı ciddi olarak bir baskı oluşturmakta. Aslında bunun adına baskı da denemez. Bu bir ırkı yok etme politikası” şeklinde konuştu. Doğum kontrolü politikasına da dikkat çeken Tümtürk, “Uygulamaya göre şehirlerde bir, kırsal kesimlerde ise iki çocuğa izin veriliyor. Ancak maddi durumu iyi olanlar elbette ki bu uygulamanın dışına çıkıp daha çok çocuk yapıyorlar. Doğu Türkistan’ın durumuna balkıdığına ise durum çok daha farklı. Doğu Türkistan bugün olması gereken nüfusunun çok çok gerisinde. Çin gerçekleştirdiği uygulamalarla bir ırkı yok etmek istercesine sosyal güvencelerimizi ortadan kaldırmak istiyor” diye konuştu.
åŸå¸–地å€: Mesken.Gen.Tr SanalGenclik Twitter Facebook Kurtlar Vadisi Pusu Forum Sitesi Güne Dair Öss AÖF Emo Avon Oyun Program Sohbet, Dizi İzle, Online Dizi, Diziizle, Sakarya Fırat Dizisi, Sakarya Fırat, Ezel Dizisi [Linkleri görebilmek için üye olmaniz gerekmektedir. Hizli üye olmak için tiklayiniz!!]

Hastalık bulaştırılıyor
Derneği Genel Başkanı Tümtürk, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Doğu Türkistan’da yaşanan en önemli sorunlardan bir tanesinin de Türk kadınların Çin yönetimi tarafından zorla ülkenin çeşitli bölgelerine götürülerek gayri ahlaki sektörlerde çalıştırılması. Bu konuyla ilgili çok şikayet var. Bunun için gerekli uluslararası girişimleri yapıyoruz, ancak bunlardan yeterli sonuçları aldığımızı söyleyemeyiz. Doğu Türkistan’ın kanayan bir başka yarası da AIDS. Doğu Türkistan Türk toplumu İslami ve Türk geleneklerine bağlı olarak yaşayan bir toplum. Dolayısıyla AIDS gibi bir hastalığın bölgemizde rastlanması mümkün değil. Durum böyle iken bu hastalık ülkemizde nasıl görülebilir merak ediyorum? Çin’de ilk AIDS vakası 1984 yılında görüldü. 1994 yılında yani tam 10 sene sonra bizim bölgemizde rastlanıyor. Çin, Doğu Türkistan’daki milli mücadeleyi ve bilinci ortadan kaldırabilmek için her türlü yolu deniyor.”
Doğu Türkistan’da yapılan nükleer denemelerden dolayı bugün hala kanser vakasının görüldüğünü belirten Tümtürk, “Çin emperyalizmine karşı bir mücadele vermekteyiz. 60-70 yıl içerisinde 200 ayaklanma gerçekleştirdik. Çin bizi köleleştirme siyasetine mahkum etmek istiyor, ancak bunda başarılı olamayacak, mücadelemiz sürecek” ifadesini kullandı.
Türk nüfusu sürgün ve katliamlarla azaltılıyor Türklere her şey yasak
Doğu Türkistan’da Türklere hemen hemen her şey yasak. Türk Örf ve adetleri, gelenek ve görenekler, Türk Mitolojisi, Nevruz Bayramı, Meşrep, Düğün Törenleri, binlerce yıllık sporumuz oğlak vb. gibi Türk Kültür ve medeniyetinin temel öğeleri olan etkinlikler, Çin yönetimince milli bölücülüğü çağrıştıran faaliyetler olarak görülüp yasaklanmış. Türk milli bayramlarının kutlanması da yasak. 1997 yılında Gulca şehrinde, tarihi bir Türk geleneği olan Meşrep Meclisi’nin Yiğitbaşı Abdulhalil bu etkinliği gerçekleştirdiği için tutuklanmış ve 3 yıl sonra cesedi ailesine teslim edilmiş

Emekli General M. Rıza Bekin, 2005 yılında hazırladığı Doğu Türkistan Raporu’yla Doğu Türkistan’da yaşanan sorunları ve Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da gerçekleştirdiği uygulamaları gözler önüne serdi. Raporun hazırlandığı tarihten bu yana ise Doğu Türkistan Türkleri üzerindeki baskılarda her hangi bir değişiklik olmadı.

Doğu Türkistanlı General’in raporu
Emekli Tuğgeneral M. Rıza Bekin Doğu Türkistan Vakfı Başkanı. Bekin’in hazırladığı raporda ilk dikkat çeken noktalardan bir tanesi Doğu Türkistan Türklerinin yaşadığı kimlik sorunları. Çin yönetimi ülkenin öz adının ve halkının öz kimliğinin telaffuzunu yasaklamış ve ağır bir suç olarak kabul ediyor.

Büyük Han Şovenizmi
Bekin raporunda Doğu Türkistan Türklerinin kendi dilleri ile yaşadığı eğitim sorunlarına şöyle yer veriyor: “ Çin anayasası, mevcut yasalar ve özerk bölge yasaları ile Doğu Türkistan Türklerinin kendi dilleri ile eğitim görmeleri, ana dilleri ile kültürlerinin korunması ve geliştirilmesi belirtilmiş olmasına rağmen, uygulamada bu hakların hiç biri mevcut değildir. Özerlik yasasında Özerk Bölgede resmi dil, etnik halkın ana dili olarak belirtilmiştir. Ama eğitimde ve istihdamda Çince bilmeyenlere bu hak verilmemektedir. Çince bilmeyen Türk öğrenciler kontenjan açığı olmasına rağmen üniversitelere kayıt olamamaktadırlar. Büyük Han şovenizmine dayalı bir eğitim programı uygulanmaktadır”

Sosyal güvenceleri yok
Bekin’in raporunda Çinli nüfusun yüzde 95’inin devletin sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanmasına karşılık, Müslüman Türklerin bu hizmetlerden sadece yüzde 12 oranında yararlanabildiği de ifade ediliyor. Geriye kalan yüzde 88 ise ücret karşılığında sağlık hizmetlerinden yararlanıyor.

Türk bilim adamlarına engel
Türk bilim adamlarının ve yazarlarının milli ve tarihi konularda eser yazmalarının “Bölücülük ve milliyetçilik yapmak ve bu yolla Çin’i parçalamaya çalışmak” suçlaması ile engellendiği ise raporun bir başka çarpıcı noktası. Bunun örneği olarak ise raporda Doğu Türkistanlı ünlü Tarihçi Prof. Dr. Turgun Almas gösteriliyor. Almas’ın kaleme aldığı ve kadim Türk tarihini anlatan ’Uygurlar’adlı kitabı yayınlandıktan kısa bir süre sonra toplanmış ve yazar da genel gözetim altına alınmış. Türk Örf ve adetleri, gelenek ve görenekler, Türk Mitolojisi, Nevruz Bayramı, Meşrep, Düğün Törenleri, binlerce yıllık sporumuz oğlak vb. gibi Türk Kültür ve medeniyetinin temel öğeleri olan etkinlikler, Çin yönetimince milli bölücülüğü çağrıştıran faaliyetler olarak yasaklandı. Türk milli bayramlarını kutlamak da yasaklanmış. 1997 yılında Gulca şehrinde, tarihi bir Türk geleneği olan Meşrep Meclisi’nin Yiğitbaşı Abdulhalil bu etkinliği gerçekleştirdiği için tutuklanmış ve 3 yıl sonra cesedi ailesine teslim edilmiştir. Uluslararası Af Örgütü 12 Şubat 2001 tarihli bir Acil Eylem Bülteni ile bu durumu uluslararası kamuoyuna açıklamıştır.

Doğu Türkistan’da özellikle Türkiye Türkçesi öğretmek yasak. Kur’an-Kerim bulundurmak ve
okumak suç
Cin Komünist partisi Merkez Komitesi’nin 19 Mart 1997 tarih ve 1 No’lu Çok Gizli Genelgesi ile Türkiye Türkçesi başta olmak üzere yabancı dillerin öğretilmesi, öğrenilmesi, yurt dışında basılan her türlü kitap, sözlü ve görsel yayınların dini kitapların hatta Kur’an-ı Kerim’lerin dahi getirilmesi, bulundurulması, okunması ve okutulması suç olarak kabul edilmektedir.

İbadet yasak
Çin Halk Cumhuriyeti Yönetimi Doğu Türkistan’a yönelik olarak ciddi anlamda din ve ibadet yasağı da getirmiş bulunuyor. Ailelerin çocuklarına dini eğitim vermeleri yasaklanmıştır. Devlet memurlarının dini ibadetlerini yerine getirmeleri men edilmiştir. Dini ibadetlerini yapan devlet memurlarının komünist partisi üyelikleri iptal edilmekte ve işlerine son verilmekte.

Asimilasyon politikaları
Doğu Türkistan’da yaşayan Türklerin göç etme hakları da Çin yönetimi tarafından ellerinden alınmıştır. Çin yönetimi sistemli olarak Doğu Türkistanlı Türkleri şehirlerden sürmektedir. Yerlerine ise, Çin yönetiminin zorla ve büyük teşviklerle Çin’den getirdiği Çinli göçmenler yerleştiriyor. Bu nedenle Doğu Türkistan Türklerinin yüzde 90’ı kırsal kesimlerde yaşıyor. Çin’in işgal yönetimi bölgenin demografik yapısını değiştirmek ve Türk halkını kontrol ve baskı altında tutmak, etnik Çin baskısı yaratmak, Türk nüfusunu azınlığa düşürmek amacıyla ülkeye devamlı surette ve kitle halinde Çinli göçmen yerleştirilmesi uygulamasına bütün şiddeti ile devam ediyor.

Türk nüfusu azalıyor
Doğu Türkistan’ın Komünist Çin işgaline uğradığı 1949 yılında ülkedeki Çinli nüfus oranı yüzde 5 oranında iken, bu oran günümüzde yüzde 45 oranına ulaştı. Halen doğu Türkistan’daki Çinli nüfus sayısı 5 milyon olarak açıklanmıştır. 1990’lı yılların başında Çin Yönetimi Çin’in Orta (sarı Irmak) Bölgesi’nde dünyanın en büyük barajlarından birisinin inşasına başlamıştır. Baraj sularının altında kalacak topraklarda yaşayan yaklaşık 5 milyon Çinli nüfusun büyük bir bölümü Doğu Türkistan’a yerleştirilmiştir. Taklamakan Çölünün sulanması ile Doğu Türkistan’a milyonlarca Çinli göçmen getirilip yerleştirildi.

Ekonomik baskı
1990’lı yıllara kadar ülke kaynakları ham ve yarı mamul halde Çin’e taşınmakta iken, o tarihten sonra ülkenin zengin kaynaklarını işlemek ve pazarlamak için Doğu Türkistan’da dev tesisler ve kompleksler kurulmuştur. Kurulan komplekslerin çevresinde yine bu kompleks ve işletmelerde çalışan Çinlilerin oluşturduğu koloni şehirler kurulmuştur.

Türkler işsiz
Doğu Türkistan’da yatırım yapan Çinli Şirketlere büyük imtiyazlar tanınmıştır. Bu şirketler Doğu Türkistan’da elde ettikleri kaynakları işleyerek yine aynı ülkede fahiş fiyatlarla satmaktadır. Doğu Türkistan’da yılda yaklaşık 10 milyon ton petrol çıkarılmasına rağmen, Çin genelinde petrolün en pahalı olduğu ülke Doğu Türkistan olarak bilinmektedir. Bunun yanında Doğu Türkistan’da yaşayan Türkler arasında işsizlik had safhaya ulaşmıştır.


Sokak ortasında kürtaj yapılıyor
’Çin işkencesi’nin tanığı Tursun, Doğu Türkistan’da yaşanan vahşeti anlattı: Bir fazla çocuk olan evlerde hamile kadın gördükleri zaman onları hemen orada ambulansların içine alarak kürtaj yapıyorlar
Dünya Uygur Kurultayı Gençlik Kolları Türkiye Temsilcisi Abdullah Tursun, Doğu Türkistan’da yaşanan vahşeti tüm çıplaklığıyla anlattı. Yaklaşık 4 yıldır Türkiye’de yaşayan Tursun’un söyledikleri, yıllardır süren ’Çin işkencesi’nin hangi boyutlarda olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı ’toplu kürtaj’ politikalarını anlatan Tursun, birçok ailenin bu nedenle çocuk yapmadığını kaydetti. Doğum kontrolü konusunda Türklere yönelik çok şiddetli bir politika uyguladığını vurgulayan Tursun, şunları dile getirdi:



Doktor polisler var
“Doğum Kontrolü operasyonları daha çok Hotem, Kaşgar, Aksar ve Gulca şehirlerinde yoğunlaşıyor. Sokaklarda ambulanslar geziyor. Birden fazla çocuk olan evlerde hamile gördükleri zaman onları hemen orada ambulansların içine alarak kürtaj yapıyorlar. Hatta şehirlerde çalışan doğu Türkistanlı Türklerin birden fazla çocuğu varsa memuriyetleri de ellerinden alınıyor. Çin’de yaşanan durum bu. Adeta Çin’de doktor polisler var, insanlar sokaklara çocuklarıyla çıkmaya bile korkuyorlar. Türk aileler çocuklarını gizli yollarla yurt dışına kaçırmak zorunda kalıyorlar. Bir çocuğu olan ikinci, iki çocuğu olan üçüncü çocuğunu dünyaya getirirse bu çocuğa isim ve vatandaşlık hakkı verilmiyor, resmi kayıtlara göre yaklaşık 20 bin kadına zorunlu kürtaj yaptırıldı”

Nüfusumuz yerinde sayıyor
Pekin yönetiminin ’Çinlilere de tek çocuk politikası uyguluyoruz’ savunmasının gerçeği yansıtmadığına dikkat çeken Tursun, “Çin nüfusu zaten belli. Bugün ülkede 1.5 milyar üzerinde bir nüfus söz konusu. Nüfus da durmadan artmaya devam ediyor. Doğu Türkistan’daki Türk nüfusu ise beklenen artışı göstermiyor. Bu nedenle Doğu Türkistan’da uygulanmak istenen nüfus kontrol politikaları tamamıyla Türklerinin çoğalmasının önüne geçmek için gerçekleştirilen politikalar” dedi. Çin’nin Doğu Türkistan’a asker takviyesinin sürdüğünü belirten Tursun, “Doğu Türkistan’a gelen askerler bir daha gitmiyor. Bu birlikler şehirlerin dışında tutuluyor. Önce asker olarak gördüklerimiz çoğu zaman içimize karışmış olarak gördük. Çinli şirketlerde çalışmaya başladılar. Kendilerine ’sen asker değil miydin’ diye sorduğumuzda ise, ’Hayır ben burada çalışıyorum’ cevabını aldık” şeklinde konuştu.

Evlerimiz elimizden alınıyor
“Türklere uygulanan bir başka baskı biçimi ise oturdukları evleri ellerinden almak” diyen Tursun, “Çin yönetimi, evlerimizi elimizden aldı. Bunun yerine şehir dışında bir ev verdi. Bize de evimizi daha sonra geri vereceğini söyledi. Ancak biz evimizi bir daha geri alamadık” ifadesini kullandı. Çin’in Müslüman Türklere ’terörist’ gözüyle baktığını söyleyen Tursun, dünya kamuoyunun artık gerçekleri görmesi gerektiğini kaydetti.
åŸå¸–地å€: Mesken.Gen.Tr SanalGenclik Twitter Facebook Kurtlar Vadisi Pusu Forum Sitesi Güne Dair Öss AÖF Emo Avon Oyun Program Sohbet, Dizi İzle, Online Dizi, Diziizle, Sakarya Fırat Dizisi, Sakarya Fırat, Ezel Dizisi [Linkleri görebilmek için üye olmaniz gerekmektedir. Hizli üye olmak için tiklayiniz!!]

‘Doğum kontrol’ operasyonları
Çin yönetimi, Türk nüfusunun çoğalmasını
engellemek için elinden geleni yapıyor. ‘Doğum kontrolü’ operasyonları daha çok Hotem, Kaşgar, Aksar ve Gunca kentlerinde yoğunlaşıyor. Aileler, gizli yollarla çocuklarını yurt dışına kaçırıyor.

Öldürüp kurşun parası alıyorlar
“Her ay 20 ila 30 arasında Türk tutuklu işkenceden hayatını kaybediyor”
åŸå¸–地å€: Mesken.Gen.Tr SanalGenclik Twitter Facebook Kurtlar Vadisi Pusu Forum Sitesi Güne Dair Öss AÖF Emo Avon Oyun Program Sohbet, Dizi İzle, Online Dizi, Diziizle, Sakarya Fırat Dizisi, Sakarya Fırat, Ezel Dizisi [Linkleri görebilmek için üye olmaniz gerekmektedir. Hizli üye olmak için tiklayiniz!!]
Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği Başkanı Abdullah Buksur da Doğu Türkistan’da yaşanan zulme ilişkin çarpıcı örnekler verdi. 11 Eylül saldırılarını bahane eden Çin’in Türklere ’terörist’gözüyle bakmaya başladığını ifade eden Buksur, şunları dile getirdi: “11 Eylül olaylarının ardından Doğu Türkistan’da bir örgüt ortaya çıktığı iddia edildi. Adı, ” Doğu Türkistan İslami Hareketi “ olarak lanse edildi. Böyle bir örgütün olup olmadığını araştırdık. Ve gördük ki bu örgüt tamamıyla uydurma. Çin, bu tür yalanlar ortaya atarak, Türkleri karalama kampanyası yürütüyor.” Doğu Türkistan’da yaşanan ve raporlara geçmiş olan insan hakları ihlalleri konusunda ise Bugsur, şu bilgileri verdi:

Vahşet tablosu
“1949-1979 yılları arasında Doğu Türkistan’da 29 bin cami kapandı. 120 bin din görevlisi öldürüldü. 54 bin din görevlisi ise tutuklanarak ağır şartlardaki çalışma kamplarına gönderildi. Sadece başkent Urumçi’de 170 bin Kur’an imha edildi. Bunları resmi rakamlar itibariyle söylüyorum. 1997 yılında 2007 yılına kadar Hotem şehrinde 1218 camii kapatıldı. İnsan Hakları İnceleme Örgütü’nün hazırladığı rapora göre, 200’den fazla Türk kurşuna dizilerek idam edildi. Çin, burada da insanlık dışı bir uygulama ortaya koyarak kurşuna dizdiği kişilerin ailesinden kurşun parası aldı. Kurşunun tanesi ise 50 yen. Türkleri ’terörist’olarak gösteren 1 milyon yen bütçeli filmler yapılıyor.”

250 bin tutuklu
Yine 11 Eylül tarihinden sonra ülkede 145 tane ağır, 30 tane de toplama kampı oluşturulduğunu belirten Buksur, “Uluslararası kaynaklara göre 250 bin Doğu Türkistanlı Müslüman Türk siyasi tutuklu bulunuyor. Her ay 20 ila 30 arasında Müslüman Türk tutuklu işkenceden dolayı hayatını kaybediyor. Çin, bunun yanında ülkeye mahkum transferi de yapıyor. 1991-1994 yılları arasında ülkede 40 bin mahkum istihdam edilirken, 2001 yılından itibaren ülkeye 1 milyondan fazla mahkum yerleştirildi” ifadesini kullandı.
Doğu Türkistan’da olanlar SOYKIRIM
Ülkede olanları sadece insan hakları ihlali olarak nitelemek pek çok uzmana ve Doğu Türkistanlıya göre yetersiz kalıyor. Doğu Türkistan’da yaşananlar incelendiğinde jenosix’ten söz etmek mümkün. Yani Doğu Türkistan Türkleri soykırım ile karşı karşıya
1949 yılından beri tam
58 yıldır Çin’in işgali altında olan Doğu Türkistan’da yaşanan sorunlar sadece insan hakları ile bitmiyor. Bunun dışında Doğu Türkistan’da yaşayanlar ve Doğu Türkistan bağımsızlık hareketinin öncüleri seslerini duyurmakta zorlanırken, aynı zamanda uluslararası platformda Çin’in baskısı ile de karşılaşıyor. Bunun yanında ülkede olanları sadece insan hakları ihlali olarak nitelemek de pek çok uzmana ve Doğu Türkistanlıya göre yetersiz kalıyor. Doğu Türkistan’da yaşananlar incelendiğinde jenosidden söz etmek mümkün. Yani Doğu Türkistan Türkleri soykırım ile karşı karşıya.




İnsan hakları ihlali basit kalır
Doğu Türkistan Dayanışma Derneği Başkanı İsmail Cengiz, Doğu Türkistan konusu gündeme geldiğinde, bölgedeki olaylar tartışılırken, Doğu Türkistan Türklerine daha anlayışla yaklaşılması gerektiğini söylüyor: “ 58 yıldır ülkemiz işgal altında ve Doğu Türkistan Türklerine Çin Yönetiminin uyguladığı baskılara sadece insan haklarının ihlal edilmesi demek yeterli olmuyor. Küreselleşen bir dünyada artık bunların yapılmaması gerekir. Belki bu anlamda Çin’de bu şartlar içerisinde bildiğimiz anlamda bir jenosid uygulayamayacaktır ama yapılanların soykırımdan farkı yok. Doğum kontrolünde yaşanan kısıtlama, zorunlu kürtaj, Uygur Türkçesi’nin yasaklanmasının liselere kadar inmesi, bunun yanında 18 yaşının altındaki gençlerin ibadet yapamaması, toplu ibadetin yasaklanması ve yapıldığında bunların terörist faaliyetler olarak gösterilmesi, devlet memurlarına getirilen ibadet yasağı, toplu ibadete katılanların ya da ibadet yapan memurların fişlenmesi, işsizlik, ekonomik baskılar, kültürel baskılar, nükleer denemeler, tüm bunlar insan hakları evrensel beyannamelerine aykırı uygulamalar. Ayrıca bölgeye Çinli göçmen getirilmesi de üzerinde durulması gereken bir konu. Çin yönetiminin tüm bu konularda uluslararası hukuka uygun davranması gerekiyor, bunun içinde Uygur Türklerinin hakkını koruyacak bir uluslararası mekanizmanın çalıştırılması gerekiyor.”

Baskıları meşru göstermek istiyorlar
Doğu Türkistan bölgesinin yer altı zenginlikleri itibariyle gelecek yüzyılın stratejik sanayi bölgesi olocağını belirten Cengiz, “Doğu Türkistan aynen Kanada’ya benziyor. Taklamakan Çölünün altının petrol ve doğalgaz yatakları ile dolu olduğu biliniyor. Burada çölü otoyollarla adeta ortadan ikiye böldüler. Ayrıca Nükleer teknoloji çalışmalarını da burada yapıyorlar. Bugün Çin Halk Cumhuriyeti’ni besleyen yüzde 30’luk unsur Doğu Türkistan’dan gidiyor. Bu nedenlerle Çin, Doğu Türkistan’dan kesinlikle çekilmek istemiyor. Bunun için her türlü baskı politikasını uyguluyor. Bu baskı politikalarını uygularken de kendisini dünya kamuoyunda meşru göstermeye çalışıyor” şeklinde konuştu.

Urumçi’de 100 kişiden biri Türk
Çin’in Doğu Türkistan’da devlet terörü uyguladığını da belirten Cengiz, asimilasyon politikalarının da Doğu Türkistan’ı tehdit etmeye başladığını kaydederek, “Bizim tahminimize göre Doğu Türkistan’da 30 milyon Türk var. Ancak Doğu Türkistan’ın nüfusu 60 milyon. Başkent Urumçi’de 100 insandan bir tanesi Uygur, Kazak ya da Kırgız Türkü. Çok ciddi bir Çinlileştirme politikasıyla karşı karşıyayız. ” dedi.

Özerklik Yasasına bağlı kalmalılar
Yurt dışında yaşayan Doğu Türkistanlıların çok fazla yapacak bir şeylerinin olmadığını belirten Cengiz, Çin yönetiminin Özerklik Yasası’na bağlı kalması gerektiğini, bu yasanın gereklerini yerine getirmesinin doğru olacağını belirtiyor.


Gök Bayrak Atatürk’ün tavsiyesi
Doğu Türkistan mücadelesinin sembol isimlerinden İsa Yusuf Alptekin’in oğlu Aslan Alptekin Doğu Türkistan için tek bir çözümün bulunduğunu, bunun da Çin yönetiminin işgal ettiği Doğu Türkistan topraklarından çekilmesi olduğunu söyledi. Doğu Türkistan’ın verdiği mücadeleye Türkiye’nin daha çok destek vermesini isteyen Alptekin bunun aynı zamanda Türkiye’nin tarihinden gelen bir misyonu olduğunu da vurguluyor: “Orta Asya Cumhuriyetleri, Pakistan’da diğer komşularımızda faaliyetlerimiz engelleniyor. Maalesef Türkiye’de de faaliyetlerimiz engelleniyor. Biz Doğu Türkistan Türkleri olarak hiçbir zaman terörizme destek vermedik ya da terörist olmadık. Birleşmiş Milletler Kanunları çerçevesinde yapacağımız faaliyetler bile Çin’in baskısı nedeniyle engelleniyor. Bunu nasıl kabul edebiliriz?”

İsa Yusuf Alptekin’in vasiyeti
AB’nin Doğu Türkistanlı Türklerin vatandaşlığını kabul etmek için Türkiye aleyhinde konuşmaları baskısını yaptığını da belirten Alptekin, “Biz bunu nasıl kabul edebiliriz? Bu bize büyük mücadele adamı İsa Yusuf Alptekin’in vasiyetidir. Babam bu konuda bizleri sıkı sıkıya uyarmıştır. Doğu Türkistan mücadelesinde Türkiye’nin asla zarar görmesini istememiştir. İsa Yusuf Alptekin’in vasiyetini her fırsatta hatırlatmasına rağmen Arslan Alptekin’in bazı konulardaki kırgınlığı da söylediklerinden belli oluyor. 2003 yılında büyük mücadele adamı İsa Yusuf Alptekin için mevlit düzenlemek istediğinde yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “2003 yılında rahmetli babam ve büyük mücadele adamı İsa Yusuf Alptekin için mevlit düzenlemek istedik. Mevlidimize dünyanın bir çok yerindeki Uygur Türkü katılacaktı. Ancak bu mevlidin yapılma kararı alındıktan sonra ve mevlidin yapılacağı duyulduktan sonra gariplikler olmaya başladı. Türkiye’ye gelmek isteyen Doğu Türkistanlıların vizeleri iptal edildi. Ağabeyim Erkin Alptekin 2.5 saat Yeşilköy hava limanında bekledi. Emniyet Müdürlüğü’nde iki saat boyunca ifadelerimiz alındı. Bunlar bizi üzen şeyler. Biz Türkiye Cumhuriyetini vatanımız olarak görüyoruz ve Türkiyemizin çıkarlarına asla zarar vermek istemiyoruz. Ama bunlar olunca da üzülüyoruz. Ayrıca gök bayrağımızla toplantı yapamamak da bizi üzüyor. Oysa bizim bayrağımızı Ulu Önder Atatürk tavsiye etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda bayrağı gök bayrak olacakken, bu albayrak olması kararlaştırılmış. 1933 yılında Kaşgar merkezli Doğu Türkistan Cumhuriyeti kurulurken Ulu Önder Atatürk buraya 9 kişilik bir heyet yollamış. Gök bayrağı tavsiye etmiş, bu tavsiye üzerine Doğu Türkistan gök bayrağı kabul etmiş. Bugün Atatürk’ün tavsiye ettiği bu gök bayrak Türkiye’de asılamıyor.”

[Linkleri görebilmek için üye olmaniz gerekmektedir. Hizli üye olmak için tiklayiniz!!]
__________________
"Bulmak için aramak lâzım." Hz.Mevlâna


Herkesin Bakmadığı Yönden, Bak Dünyaya!
Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol
Şevkat ve merhamette güneş gibi ol
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol
Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol
Hoşgörürlükte deniz gibi ol
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol
Mevlana Celaleddin Rumi Dervis
  Alıntı ile Cevapla
Eski 03-02-10, 16:33   #2
Damlacan
Yönetici Sorumlusu
Damlacan - ait Avatar
Üyelik Tarihi: 15-09-2009
Nerden: bulutların arasından
Mesajlar: 7,624
İlişki Durumu :

Dünya tarihine “Gulca Katliamı” olarak geçen bu hadise, 1949 yılından beri işgalci Kızıl Çin hükümetinin Müslüman Doğu Türkistan halkına karşı uygulaya geldiği insanlık dışı baskı, zulüm, işkence, asimilasyon, ekonomik sömürü ve ırki aşağılama siyasetine karşı Doğu Türkistan Türklerinin başlattığı millî İstiklâl Hareketinin 429. sunun adıdır.

Tarih 4 Şubat 1997 Doğu Türkistan’ın Gulca vilayetinde Kadir gecesi Kur’an okumak üzere bir evde toplanan Doğu Türkistanlı kadınların Çinli polisler tarafından eve yapılan bir baskınla evden dışarı çıkarılması ve bu zorbalığa direnen kadınların üzerine ateş açmaları ile birkaç Doğu Türkistanlı kadınımızın şehid edilmeleri sonucunda patlak veren olaylar kısa sürede bütün Doğu Türkistan’a yayılmış ve bir “ millî İstiklâl ” hareketine dönüşmüştür. Netice itibariyle Doğu Türkistan halkı yüzlerce ve hatta Çin hükümetinin dünya kamuoyunun gözünden sakladıklarını da hesaba kattığımızda binlerle ifade edilebilecek sayıda evladını şehid vermiştir. O günlerde çifte standartçı bazı dünya haber kaynakları Çin’in ağzından aldıkları haberleri vermekle yetindiler. Dolayısıyla, böylesine eşine az rastlanır bir özgürlük savaşı ve uğrunda verilen sayısız şehid dünya kamuoyunun gözünden saklanmaya çalışıldı.
åŸå¸–地å€: Mesken.Gen.Tr SanalGenclik Twitter Facebook Kurtlar Vadisi Pusu Forum Sitesi Güne Dair Öss AÖF Emo Avon Oyun Program Sohbet, Dizi İzle, Online Dizi, Diziizle, Sakarya Fırat Dizisi, Sakarya Fırat, Ezel Dizisi [Linkleri görebilmek için üye olmaniz gerekmektedir. Hizli üye olmak için tiklayiniz!!]

4 Şubat olaylarından sonra Çin hükümeti sıradan bahanelerle bir tutuklama kampanyası başlatmış olup, gece baskınları ile evlerden Doğu Türkistanlı gençleri topladılar ve meçhul akıbete doğru götürdüler. Aylar sonra polis merkezlerine yakınlarından haber almaya gidenlere genellikle verdikleri cevap şu oldu.” Cezaevinden kaçmaya çalışırken vuruldu.” Şu anda sorgusuz sualsiz yıllardır çalışma kamplarında ve hapishanelerde ölüme terk edilen 80.000 Doğu Türkistanlı bulunmaktadır. Kendi gölgesinden bile korkan bu Çinli yöneticilerin bundan sonraki uygulaması ve hedefi bütün imkanlarını kullanarak ve dünyadaki bazı şer odaklarını ve ülkeleri de arkalarına alarak 40 Milyondan fazla nüfusa sahip Doğu Türkistan halkını tamamen asimile etme ve tarih sahnesinden silme çabasındadır. 4 Şubat 1997 Gulca katliamının üzerinden 4 yıl geçmiş ve 5. yılına girmiştir. Dünya insan hakları ihlallerinden bahsede dursun, Doğu Türkistan da tam bir insanlık suçu işlenmektedir.

İnsanların en temel hakkı yaşama hakkıdır.Bu hak her gün, her dakika Doğu Türkistanlıların elinden alınmakta, her an ölümle burun buruna yaşamaktadırlar. Dünya İnsan Hakları Örgütleri ve uluslararası Af Örgütü tarafından insan hakları ihlalleri yönü ile “sabıkalı” ilan edilen Çin, dünyanın gözünü boyamayı, tarihteki sinsi, entrikacı ve ikiyüzlülük maharetini kullanarak sürdürmekte ve başarabilmektedir. “ Şanghay Beşlisi” adı altında oluşturduğu “Şer Beşlisi” ile kendisinin dışındaki diğer ülkeleri kendi çıkarlarına alet ederek kullana gelmekte, 11 Eylül hadisesini fırsat bilerek uluslar arası terörizmle mücadele adı altında dünya ülkelerinin de desteğini alarak kendisi Doğu Türkistan da tam bir “devlet terörü” suçunu işlemektedir.
åŸå¸–地å€: Mesken.Gen.Tr SanalGenclik Twitter Facebook Kurtlar Vadisi Pusu Forum Sitesi Güne Dair Öss AÖF Emo Avon Oyun Program Sohbet, Dizi İzle, Online Dizi, Diziizle, Sakarya Fırat Dizisi, Sakarya Fırat, Ezel Dizisi [Linkleri görebilmek için üye olmaniz gerekmektedir. Hizli üye olmak için tiklayiniz!!]
åŸå¸–地å€: Mesken.Gen.Tr SanalGenclik Twitter Facebook Kurtlar Vadisi Pusu Forum Sitesi Güne Dair Öss AÖF Emo Avon Oyun Program Sohbet, Dizi İzle, Online Dizi, Diziizle, Sakarya Fırat Dizisi, Sakarya Fırat, Ezel Dizisi [Linkleri görebilmek için üye olmaniz gerekmektedir. Hizli üye olmak için tiklayiniz!!]

Yakın bir gelecekte kesinlikle bütün dünyanın başına bela olacak olan Çin, bugün için dünya barışından söz ederek özellikle de ekonomisi bozuk ve Çin’in ticaretine ihtiyacı olan ülkeleri kıskacına almaya çalışmaktadır. Sıra diğer ülkelere de gelecektir. Bazı siyaset bilimcilerin tabiri ile “Sarı Okyanus” taşmaya devam etmektedir. Bunun tek olarak farkına varan ülke ABD’dir, ve tedbirini almaktadır. Afganistan meselesi bu tedbir girişimlerinden bir tanesidir. Çin karakterini en iyi bilmesi gereken Batı Türkistan devletleri ve Türkiye her nedense meseleyi pas geçmektedir. İnşallah sonu hayırlı olur.
åŸå¸–地å€: Mesken.Gen.Tr SanalGenclik Twitter Facebook Kurtlar Vadisi Pusu Forum Sitesi Güne Dair Öss AÖF Emo Avon Oyun Program Sohbet, Dizi İzle, Online Dizi, Diziizle, Sakarya Fırat Dizisi, Sakarya Fırat, Ezel Dizisi [Linkleri görebilmek için üye olmaniz gerekmektedir. Hizli üye olmak için tiklayiniz!!]

Çin’in işlediği“Gulca Katliamının” yıldönümünü vesile ederek bütün dünyayı bir kez daha Çin tehlikesine karşı uyarma vazifemizi yerine getirmek istedik. 4 Şubat 1997 Gulca olayları Doğu Türkistan özgürlükçülerine bir ilham ve ışık kaynağı olmaya devam edecektir. Bütün şehidlerimizi rahmetle, minnetle anarken mekanları cennet olsun diyoruz.

Aziz vatanımız Doğu Türkistan’ın Kurtuluşu yolunda canlarını feda eden bütün şehid’lerimize cenab-ı haktan rahmet diliyor, geride kalanlara da kutsal davamız yolunda azim ve kararlılık temenni ediyoruz. “Ümitsizlik Şeytandandır” Hadis-i Şerifi unutulmamalı.
__________________
Keşke Çocuk Kalsaydım da,
Dizimdeki Yarayı En Büyük Acı Sansaydım !..




TÜRK'ÜN BAŞI ANCAK SECDEDE EĞİLİR
Ne Mutlu Türk'üm Diyene!!!

Al Kanıyla Suluyor Toprağımı Şehidim!
Bu Vatana Veriyor Gül Canını Şehidim

Dünya Duysun Bilinsin TÜRK'de Şehit Tükenmez
Bayrak İnmez Şehit Ölmez, Bu Aziz Vatan Bölünmez

  Alıntı ile Cevapla
Eski 03-02-10, 16:56   #3
Damlacan
Yönetici Sorumlusu
Damlacan - ait Avatar
Üyelik Tarihi: 15-09-2009
Nerden: bulutların arasından
Mesajlar: 7,624
İlişki Durumu :

Muhterem Doğu Türkistan dostları, zulme karşı olanlar, “insanlara özgürlük, milletlere istiklâl” fikrini savunanlar, insanların temel hak ve özgürlüklerini her şeyden üstün tutanlar, Eşref-i mahlûkat olarak yaratılan insanoğlunun en başta gelen hakkının yaşama hakkı olduğuna inananlar!

Bilindiği gibi milletimizin başta gelen ve oldukça önemli olduğuna inandığımız noksanlıklarından biri, binlerce yıllık şanlı tarihimizde geçen bazı mühim ayrıntı ve olayları göz ardı etmemiz ve yeri geldikçe yazarak tarihe bir not düşmeyi ihmal edişimizdir.

Bu durum ne yazık ki, neredeyse bir millî miras gibi günümüze kadar süre gelmektedir. Hepimizde biliyoruz ki, bu güne kadar ki tarihi eserlerde yerini alamamış ve karanlıkta kalmış olan sayısız önemli konular vardır. Bu konular arasında belki de geleceğimize ışık tutacak ibret almamızı gerektiren ve gelecek nesillere intikal ettirmemiz icâb eden hususlar mevcuttur, ve bunları ne yazık ki gelecek nesillere intikal ettiremedik.

Elinizdeki bu mütevazı kitapçığı sizlere sunmakla 1949 yılından beri Çin esareti altında bulunan, bütün imkansızlıklara rağmen , bir çok dünya devletlerinin adını anarken dahi ihtiyatlı davranmak zorunluluğunu hissettiği Çin emperyalizmine karşı, “ Özgürlük Savaşı” vermekte olan, aziz vatanımız Doğu Türkistan’ın kurtuluşu yolunda belki önemli bir kilometre taşı sayılacak 4 Şubat 1997 “Gulca Olayları, diğer bir deyişle Gulca Katliamı” hakkında, Türkiye ve Dünya basınında neler yazılmış, dünyada ne derecede yankı bulmuş, bu konu hakkında kim ne demiş? Ve de en önemlisi Doğu Türkistanlılar üzerindeki etkisi ne olmuş? Bütün bu hususlardaki ulaşabildiğimiz haber, yorum ve görüşleri sizlerle paylaşmak ve böylece Şubat 1997 Gulca olaylarının sıradan bir olay olmayıp, bütün dünyada Özgürlük Mücadelesi veren Milletlere önemli ve ibretli bir misal olması gereken “ millî İstiklâl” hareketi olduğunu ortaya koymak ve böylece, Doğu Türkistan Kurtuluş Mücadelesi Tarihine bir kayıt düşmek istedik.


Yaptığımız alıntılarda Doğu Türkistan için kullanılan Sincan tabiri bize ait değildir. Alıntı yapılan kaynaklara sadık kalınması için değişiklik yapılmamıştır. Kızıl Çin işgali altındaki Doğu Türkistan da meydana gelen “millî İstiklâl Hareketleri” için ve “millî İstiklâl Hareketlerine” katılanlar için başta Çin Devleti yöneticileri, Çinli basın-yayın kuruluşları ile dünyadaki diğer basın-yayın kuruluşlarının bir kısmı tarafından “isyan, başkaldırı, kıyam-asiler, isyancılar, teröristler vb” gibi birtakım tabirler kullanılmaktadır. Bu tabirlerin kullanılması kesinlikle doğru değildir. Zira bu tabirleri kullanabilmek için Doğu Türkistan Türklerinin, Çin Devletinin hakimiyetini gönül rızası ile kabul etmiş olmaları gereklidir. “millî İstiklâl Hareketlerine” katılanlar ve onlardan önceki kuşaklarda Çin hakimiyetini değil gönül rızası ile , silah zoruyla dahi kabul etmemişlerdir. Doğu Türkistan’ın Çinliler tarafından sinsi yöntemlerle vahşice işgal edildiği bütün dünyaca malumdur. Bundan dolayı Doğu Türkistan da Çin hakimiyetine son vermek için yapılan girişimler “millî İstiklâl Hareketi”, bu harekete katılanlar ise “ İstiklâl Savaşçıları”dır.


DOĞU TÜRKİSTAN COĞRAFYASI GULCA (İLİ )VİLAYETİNİN DOĞU TÜRKİSTAN HARİTASI ÜZERİNDEKİ YERİ

GULCA’YA ÇİNLİ'LERİN BAKIŞI


Gulca vilayeti Doğu Türkistan’ın kuzeyinde yer alan yüzde yüz Uygurların yaşadığı bir Uygur bölgesi iken son yıllardaki Çinli göçmen getirilip yerleştirilmesi sonucunda Uygur nüfusu azınlığa düşürülmüştür. Çin yönetimi tarafından yayınlanmakta olan “ Sinkiang Yıl namesi’nin” 1999 yılı sayısında ilan edildiğine göre Gulca vilayetinin genel nüfusu 3 milyon 67 bin 372 kişi olarak belirtilmiş, bunlardan Uygur nüfusu 560.226, Çinli nüfusu 667.810, Kazak nüfusu 473.069 olup geriye kalanlar ise Daghur, Tatar, Shiwe, Rus, Tungan, gibi topluluklardan oluşmaktadır. Gulca şehrine bağlı bölgeler ise; Gulca Nahiyesi, Korgas Nahiyesi, Nilka Nahiyesi, Mongulküre Nahiyesi, Tekes nahiyesi, Tokustara Nahiyesi, Künes Nahiyesi, Çapçal Nahiyesi, olmak üzere 8 Nahiye Gulca’ya bağlıdır.


Çin hükümeti Üç Vilayet İnkılabı neticesinde kurulan 12 Kasım 1944 Doğu Türkistan Cumhuriyetinin beşiği olarak saydıkları Gulca vilayetindeki Uygurları uzun zamandan beri “Göze Saplanan Çivi” ve “ Sınır Bölgesindeki Büyük Tehdit ” olarak bakmakta idiler. 1962 yılındaki, Uygurların Kazakistan’a geniş çaplı geçiş olayından sonra Çin hükümeti bu bölgedeki Uygurlara yönelik baskısını gitgide arttırmaya başladı ve bu bölgeye aralıksız olarak Çinli göçmen getirerek Uygurları azınlığa düşürdü. Çinliler Gulca vilayetinin ismi ile beraber kuzey bölgelerimizdeki vilayetlerinin çoğunun isimlerini değiştirerek Çince isimler verdiler. Bundaki maksat bu bölgelerdeki Uygurların her yönlü varlığına son vermektir. İkinci olarak ta, Gulca vilayetindeki Uygur işçiler, öğretim görevlileri ve memurları “yaygınlaştırma” adı altında köy ve uzak mezralara, başka bölgelere sürgün etme ve mecburi emekliye ayırma şeklinde uygulamalara başladılar.
åŸå¸–地å€: Mesken.Gen.Tr SanalGenclik Twitter Facebook Kurtlar Vadisi Pusu Forum Sitesi Güne Dair Öss AÖF Emo Avon Oyun Program Sohbet, Dizi İzle, Online Dizi, Diziizle, Sakarya Fırat Dizisi, Sakarya Fırat, Ezel Dizisi [Linkleri görebilmek için üye olmaniz gerekmektedir. Hizli üye olmak için tiklayiniz!!]

Gulca halkı mizaç itibariyle birçok bölge halkına oranla daha cesaretli, aydın, yenilikleri çabuk benimseyen, hakkını arayan bir kişiliğe sahiptir. Ayrıca Mesut Sabri Baykozi, Ahmetcan Kasimi, Sadir Pehlivan, Gani Batur, gibi büyük önderler yetiştiren bir vilayet olma özelliği de taşıyor.Bu nedenle Çinliler Gulca halkını daima potansiyel bir tehlike olarak görmüş, dolayısıyla devamlı olarak buradaki baskıyı daha şiddetli uygulamıştır. Uyguladıkları şiddet ve baskıya açık bir misal 4 Şubat 1997 Gulca Katliamı.

KATLİAMIN BAŞLAMASI VE GELİŞEN OLAYLAR


4 şubat 1997 GULCA
4 Şubat 1997 Gulca Olayları, Çinlilerin bu güne kadar hangi yöntem ve metotlarla Doğu Türkistan’daki mevcudiyetini sürdürebilmekte olduğunun açık bir göstergesidir. Her kanlı bastırma hareketinden sonra yaralarını saran bir süre sonra toparlanma fırsatını bulan Doğu Türkistanlılar ikinci bir “millî İstiklâl Hareketine” erişemeden Çinli işgalcilerin tahrikleri ile zamansız başlayan “millî İstiklâl Hareketleri” yine Çin cellatları tarafından kanlı bir şekilde bastırılmaktadır.


Fakirliğe, açlığa, sefalet ve ölüme bile tahammül edebilen Doğu Türkistanlılar millî ve manevi aşağılanmaya asla rıza göstermemekte ve bütün katliamlarda bu hususlardaki tahrikler sonucunda ortaya çıkmaktadır. 4 Şubat Gulca Olaylarını değerlendiren Muhterem yazarımız Mustafa Necati Özfatura bakınız neler söylemiş:


“Doğu Türkistan Türkleri, 5 Şubat 1997 tarihinde Çin yönetimine karşı Doğu Türkistan'ın Gulca şehrinde büyük bir ayaklanma düzenledi. Bu ayaklanma Doğu Türkistan Türklerinin uzun yıllardan beri Çin yönetiminden kurtulmak için sürdürdüğü bağımsızlık mücadelesinin bir devamıydı. Çin yönetimi, bizzat kendisi tahrik ettiği Gulca ayaklanmasını, her zaman olduğu gibi yine çok kanlı bir şekilde bastırdı.

Görgü şahitleri, uluslararası kuruluşlar ve dış basının verdiği haberlere göre, Çin güvenlik kuvvetleri Gulca ayaklanması sırasında 400 Doğu Türkistan Türkünü olay yerinde şehit etmiş, pek çoğunun ağır yaralanmasına sebebiyet vermiş ve ilk aşamada 2000 kişiyi tutuklamıştır. Ölen 400 kişinin 16'sı, havaların aşırı soğuk olması nedeniyle üzerlerine sıkılan tazyikli su nedeniyle donarak ölmüş, 90'ı dövülerek öldürülmüş ve 160'ı da Çin güvenlik kuvvetlerinin açtığı ateşle şehit edilmiştir. Çin yönetimi, Gulca ve civarındaki bütün doktorlara bir genelge göndererek, ayaklanma sırasında yaralananların tedavilerini yasaklamış, tedavi edenlerin ağır cezalara çarptırılacağını duyurmuş ve böylece pek çok Doğu Türkistanlının gerekli acil tedavileri göremeden hayatını kaybetmelerine veya sakat kalmalarına sebebiyet vermiştir. En acıklısı, 12 Mart 1997 tarihinde tutuklanan babasının serbest bırakılmasını talep edip Gulca’daki hükümet binasının önüne gelip buradan ayrılmak istemeyen 8 yaşındaki Fatime adlı bir kız çocuğuyla, eşinin serbest bırakılmasını talep eden Gülizar adlı hamile bir genç hanımın Çin güvenlik kuvvetleri tarafından olay yerinde öldürülmeleri olmuştur.


Çin yönetimi, Gulca ayaklanmasının kanlı bir şekilde bastırılmasından sonra da, uzun yıllardan beri Doğu Türkistan Türklerine karşı yürüttüğü keyfi tutuklama, işkence ve idam cezalarını bütün şiddetiyle devam ettirmiştir. 5 Şubat 1997 ile 31 Aralık 1997 tarihleri arasında bütün Doğu Türkistan'da 100.000’den den fazla Doğu Türkistanlıyı tutuklamış, tutuklulara ağır işkenceler uygulamış ve uluslararası televizyon kurumu CNN'in 9 Aralık 1997 tarihinde yayınladığı bir haberinde de teyit edildiği gibi 1000'den fazla Doğu Türkistan Türk’ünü idam etmiştir. Böylece, Çin yönetiminin son üç yılda tutukladığı Doğu Türkistanlıların sayısı 500.000’i aşmıştır. Şu anda Doğu Türkistan'da her aileden en az 1 veya 3 kişi tutukludur.
åŸå¸–地å€: Mesken.Gen.Tr SanalGenclik Twitter Facebook Kurtlar Vadisi Pusu Forum Sitesi Güne Dair Öss AÖF Emo Avon Oyun Program Sohbet, Dizi İzle, Online Dizi, Diziizle, Sakarya Fırat Dizisi, Sakarya Fırat, Ezel Dizisi [Linkleri görebilmek için üye olmaniz gerekmektedir. Hizli üye olmak için tiklayiniz!!]

Mevcut hapishaneler ağzına kadar dolduğu için hapishane olarak kullanılmak üzere yeni barakalar kurulmuş, eski fabrikalar ve hatta “yasak inşa edildiği” ileri sürülerek ibadete kapatılan camiler geçici hapishane olarak kullanılmıştır. İşlemediği suçları itiraf ettirebilmek için tutuklular kızgın demir üzerinde yürütülmüş, vücudunun çeşitli yerlerine kızgın yağ dökülmüş ve derileri yüzülmüştür.Dünya Af Örgütü Amnest International'a göre, Doğu Türkistan Türklerine karşı uygulanmakta olan idam cezalarının çoğu “ekstra-judicial exocution” yani yargısız infaz' dır. Beş bin yıllık tarih, kültür ve medeniyete sahip olmakla övünen Çinlilerin Doğu Türkistan Türklerine karşı uyguladığı bu zalimane soykırım, siyasi baskı, kültürel eritme, ekonomik sömürü, ekolojik yıkım ve ırki aşağılama siyaseti, Doğu Türkistan'ı bir barut fıçısına çevirmiştir.”

Mao’nun fikir babası olan Lenin ve Stalin tarihe karıştı, eski Sovyetler Birliğinin taşeronu Çin ise, Komünizmin dünyadaki tek uygulayıcısı olarak varlığını sürdürmektedir.Bu kadar uzun süredir insan fıtratına aykırı bu komünizm sistemini devam ettirebilmesinin tek sebebi de acımasızlığı ve kan içiciliğidir. Yıllarca bir vilayetten diğer bir vilayete dahi haber sızdırmayan Çin yönetimi artık bunu başarmakta güçlük çekmektedir.Son zamanlarda belli bölgeleri ziyaret etmelerine izin verilen yabancı turistler hasbelkader karşılaştıkları olayları bir yolunu bulup dışarıya sızdırmakta ve böylece dünya bazı olayları kısmen de olsa öğrenebilmektedir.İşte buna birkaç örnek:

YABANCI UYRUKLU PROFESÖRÜN ANLATTIKLARI


Bölgede yaşayan yabancı uyruklu bir Profesörün telefonla anlattıklarına göre kent ve çevresinde 5, 6 Şubat tarihlerinde meydana gelen olaylardan sonra asker ve Polis tarafından kuşatma altına alındığını belirterek, 00.00 ve 07,00 saatleri arasında sokağa çıkma yasağı uygulandığını söyledi.

Aynı kaynak, meydana gelen olaylarda(4.2.1997) 100’ e yakın Müslüman’ın öldüğünü ve çok sayıda kişinin yaralandığını belirterek,yerel basının yaklaşık 1000 kişinin tutuklandığının haberini bildirdi. Havaalanından bir yetkilide, geçen haftadan bu yana tüm uçuşların iptal edildiğini ve birkaç günde yeniden hava trafiğine açılması beklenen havaalanının ordunun denetiminde bulunduğunu kaydetti.

İKİ ÖĞRETMENİN ANLATTIKLARI


Katliamlardan kurtulmayı başaran Doğu Türkistanlı iki öğretmenin Kazakistan sınırından geçtikten sonra Gulca’daki son durumla ilgili önemli bilgiler getirdiği bildirildi. İsimleri açıklanmayan iki öğretmenin verdiği bilgiye göre Gulca’ya katliamdan sonra yüzlerce Tank, iki bin dolayında Çin askeri gönderildi.

Kazakistan’a ulaşan iki öğretmen Bayram namazı sırasında Gulca’da işlenen vahşete tanık olduklarını belirterek:

“ Rast gele açılan makineli tüfek ateşi sırasında yüzlerce Türk sokak ortasında can verdi. Çok sayıda ev yakıldı işyerlerine roketlerle, bombalarla saldıran Çin askerleri bazı Türk evlerini tanklarla yıktı.” dediler. Gulca’da Rusça dersleri veren bir Rus öğretmen de Rus İnter Tass ajansına telefonla yaptığı açıklamada çatışmaların 4 gün boyunca sürdüğünü söyledi.

O günlerde, Doğu Türkistan’ın 88 bölgesinde “millî İstiklâl Hareketi” devam ediyordu. Yalnız Gulca’da 196 mücahit öldürüldü. 3 bin 500 soydaşımız temerküz kamplarında, tutuklu sayısı 70 bine ulaştı.

Doğu Türkistan’ın Gulca Şehri’nde Ramazan bayramının hemen öncesinde başlayan sokak gösterilerinin ardından ülkenin büyük bir bölümünde Çin işgal kuvvetleri sokağa çıkma yasağı koydu. Gulca katliamından sonra şehir merkezinde bulunan binalara keskin nişancılar yerleştiren Çin ordusu kadın ve çocuklara bile ateş açtı. Bölgeden son alınan haberlere göre ilk üç hafta içerisinde keskin nişancıların açtığı ateş sonucu en az 35 Türk hayatını kaybetti.

İNSANLARI DONDURARAK TOPLUCA KATLEDİYORLAR

Görgü şahitlerinin ifadelerine göre, Gulca'da Çinlilerin giriştiği katliamı duyarak buraya akın eden halk şehrin girişinde Akösteng mevkiinde durduruldu. Kalabalığı etkisiz hale getirmek için göz yaşartıcı bomba kullanan Çin ordusu, aranzörlerle halkın üzerine su sıktı. Soğuk su ile ıslatılan insanlar , gruplar halinde ambarlara ve spor salonlarına kapatıldılar.

Görgü şahitleri, bu mekanlarda -31 dereceye kadar düşen soğuk nedeniyle binlerce kişinin öldüğünü söylediler .Ayrıca Gulca'ya bağlı Tohoçiyüz kasabasında, 11 kişilik mücahid grubu evinde misafir eden Abdülaziz Kari adındaki bir Müslüman, çıkan çatışmada 7 kişilik ailesi ile birlikte hunharca katledildi. Çatışmada,11 mücahid şehid düşerken," l5 Çin askeri de öldürüldü.Bu tür çatışma ve katliamların yoğun şekilde devam ettiği, ancak kuşatma altında olmasından dolayı bölgede olup biten olaylar hakkında bilgi alınamadığı bildiriliyor. Doğu Türkistan da esaret altında yaşayan Müslüman Türk halkının, iptidai silahlarla Çin ordusuna karşı direndiği de gelen haberler arasında öte taraftan, Çin yönetiminin bölgeyi Çinlileştirmek için Doğu Türkistan'a yerleştirdiği Çinli göçmenler, devam eden yoğun çatışmalardan dolayı bölgeyi hızlı bir şekilde terk ederek Çin’e kaçıyor.

Bu yüzden tren biletleri, karaborsada normal fiyatının 5-6 katına satılıyor.Doğu Türkistan’ı esaretten kurtarmak için Çin ordusuna karşı silahlı direnişin yayılarak devam ettiği bildiriliyor. Müslüman Türk halkı, bütün olumsuzluklara rağmen, Çin ordusuna karşı koymaya çalıyor, Hoten vilayetinde başlatılan istiklâl hareketi büyük bir hızla yayılıyor. Bu çerçevede gerçekleştirilen harekatlar sonucunda Guma, İlçi, Karakaş ve Lop Çin işgalinden kurtarıldı. Müslüman Türklerin ele geçirdikleri bölgelerde işgalci Çin askerlerinin öldürüldüğü veya esir alındığı, Çinli memurlar ile Çinli yerleşimcilerin ise kaçtığı bildirildi.

Ayrıca, Çin ordusu, Doğu Türkistan halkına lojistik destek ve silah sevkıyatını engellemek için Kazakistan sınırında yoğun önlemler aldı. Bu çerçevede Kazakistan ile bağlantıyı sağlayan demiryolu 5 Şubat tarihinden beri kapalı bulunuyor.

BİR GÜNDE 100 MÜSLÜMAN İDAM EDİLDİ

Fransız Haber Ajansı AFP'nin haber kaynaklarına göre, Kazakistan sınırı yakınlarındaki Yining (Asıl adı İli) kentinde 5 ve 6 Şubat tarihinde meydana gelen “millî İstiklâl Hareketlerinden” hemen sonra bin kişi tutuklandı.

100 Uygur asıllı Müslüman 6 Şubat tarihinde jet hızıyla yargılanarak, aynı gün idam edildi. Kazakistan'a 50 kilometre uzaklıktaki Yining kentindeki ayaklanma Kazakistan'da sürgün yaşayan Uygur Yusuf Bek Muhlisi tarafından

da doğrulandı. Doğu Türkistan Kurtuluş Cephesi Lideri Yusuf Bek Muhlisi ilk 4 ayda yaklaşık 18.000 kişinin tutuklandığını da bildirdi.


İLİ VİLAYETİNDE 30 KİŞİYE ÇEŞİTLİ İDAM VE HAPİS CEZALARI VERİLDİ

21. 9.1999 tarihinde Gulca vilayetinde 29 Uygur ve bir Kırgız tutuklandı. Bunlardan 3'ü vurularak öldürüldü. Diğerleri ise çeşitli cezalara çarptırıldı.Bunların hepsini “millî Bölücü, Zorba Terörist, Kanunsuz Dini Unsur” diyerek iftiralar ile cezaya çarptırıldılar.

Bu 30 kişinin isimleri ve verilen hükümler aşağıdadır.

1- Nurahmet Niyaz, Uygur, 32 yaşında, Gulca şehriden, ölüm cezasına hükmedilip, silahla vurularak öldürüldü.

2- Enver Nurdun, Uygur, 25 yaşında, Tekes Nahiyesinden, 2 Yıl sonra gerçekleştirilmek üzere ölüm cezasına çarptırdı.

3- Kurban Hüseyin, Uygur, 28 yaşında, Gulca şehrinden, ölüm cezasına hükmedilerek vurularak öldürüldü.

4- Mehmet Can Emet, Uygur, 27 yaşında, Aksu Kelpin na hiyesinden, 2 Yıl sonra gerçekleştirilmek üzere ölüm cezasına çarptırıldı.

5- Yusufcan Abliz Uygur, 22 yaşında, Tekes nahiyesinden süresiz hapis cezasına hükmedildi.

6- Abdullam Abdülselam, Uygur, 30 yaşında, Gulca şehrin den, süresiz hapis cezasına hükmedildi.

7- Emincan Tursun, Uygur, 37 yaşında, Gulca şehrinden, 20 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

8-Rustem Ömercan, Uygur, 27 yaşında, Gulca şehrinden, 15 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

9-Nurmuhammet Tursun, Uygur, 25 yaşında, Gulca şehrin den, 10 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

10-İbrahim Muhammet, Uygur, 22 yaşında, Gulca şehrinden, 2 Yıl sonra gerçekleştirilmek üzere ölüm cezasına çarptırıldı.

11-Turgan Seydullam, Uygur, 29 yaşında, Çapçal nahiye sinden,Ölüm cezasına çarptırılmış olup kurşuna dizilerek şehid edilmiştir.

12-Abdukadir Abdurahim, Uygur, 28 yaşında, Çapçal nahi yesinden, , 2 Yıl sonra gerçekleştirilmek üzere ölüm cezasına çarptırıldı.

13-Ablimit Abdukeyyum, Uygur, 22 yaşında, Gulca şehrinden, süresiz hapis cezasına hüküm verildi.

14-Abdukebir Savut, Uygur, 20 yaşında, Gulca şehrinden, 14 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

15-Sultan Nurahmet, Uygur, 28 yaşında, Gulca şehrinden, 2 Yıl sonra gerçekleştirilmek üzere ölüm cezasına çarp tırıldı.

16-Abdukahar Kemal, Uygur, 24 yaşında, Gulca şehrinden, süresiz hapis cezasına çarptırıldı.

17-Abdukuddus İlyas, Uygur, 22 yaşında, Gulca şehrinden, 8 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

18-Rishat Ömer, Uygur, 23 yaşında, Gulca şehrinden, 5 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

19-Sirajidin Rashidin, Uygur, 28 yaşında, Gulca nahiyesinden, 5 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.
20-Nurmuhammet Mehmetemin, Uygur, 29 yaşında, Gulca şehrinden, 4 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

21-Aba Bekri İsmail, Uygur, 35 yaşında, Gulca şehrinden, 2 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

22-Abdurahim Osman, Uygur, 32 yaşında, Gulca şehrinden, 3 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

23-Abduşekür Abdurahim, Uygur, 41 yaşında, Gulca şehrinden, 2 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

24-Tajbek Kasım, Kırgız, 35 yaşında, Gulca şehrinden, 2 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

25-Sabit Davut, Uygur, 23 yaşında, Gulca nahiyesinden, 2 yıl sonra gerçekleştirilmek üzere ölüm cezasınaçarptırıldı.

26-Zikrullam İmam, Uygur, 25 yaşında, Gulca nahiyesinden, 2 Yıl sonra gerçekleştirilmek üzere ölüm cezasına çarptırıldı.

27-Shemshidin Calaliddin, Uygur, 22 yaşında, Gulca nahiyesinden, 15 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

28-Shemshidin Ehmet, Uygur, 21 yaşında, Gulca nahiyesinden, 12 yıllık hapis cezasına çarptırıldı;

29-Kurban İsmail, Uygur, 31 yaşında, Gulca nahiyesinden, 14 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

30-Abdumecit Ethem, Uygur, 27 yaşında, Gulca nahiyesinden, 3 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.

MİLLİ İSTİKLÂL HAREKETLERİNİN BAŞLAMASI
DOĞU TÜRKİSTAN DA GIYABİ CENAZE NAMAZI


Doğu Türkistan da meydana gelen ayaklanma esnasında, Başkent Urümçi ' de tutuklandıktan sonra 30 Uygur'un idam edilmesi dolayısıyla bölgedeki tüm yerleşim yerlerinde “gıyabi cenaze namazı” , kılındığı bildirildi. Cenaze namazına müdahale etmek isteyen Çin güvenlik güçleri ile halk arasında çatışmaların tekrar başladığı belirtilirken, Çin askerleri ile halk arasında 88 noktada silahlı mücadelenin sürdüğü kaydedildi.

Açıklamada, (5.2.1997) yerel TV ve radyolarda bir konuşma yapan Doğu Türkistan’daki Komünist Parti Genel Sekreteri Zhang Yü Liang'ın, ayaklanmanın sürdüğünü kabul ettiği kaydedilerek, “Birçok yerde isyan bastırıldı. 10 kişi suçlu bulunarak idam edildi” şeklinde konuştuğu belirtildi. Açıklamada ayrıca, Tayvan'da yayımlanan World News Gazetesi'nde çıkan bir haberde ayaklanmanın başladığı Gulca kentine bağlı Kipekyüzü ve Çeliyüzü köylerinde 100'den fazla Uygur'un köy meydanlarında kurşuna dizildiği de ifade ediliyor.(16.2.1997)

Ezeli ve ebedi Türk-İslâm yurdu olan Doğu Türkistan topraklarını zorbalıkla işgal eden Çinliler, Müslüman Türkleri yurtlarında azınlık durumuna düşürmek için devamlı Çinli göçmen getirip Doğu Türkistan topraklarına yerleştirmektedirler. Bunlarla da yetinmeyen kızıl ordu güçleri Doğu Türkistan halkının millî ve manevi değerlerini de yok etmeye çalışmakta ve yaşam haklarını da toplu katliamlarla ellerinden almaya çalışmakta olduklarından Doğu Türkistan Türkleri zaman zaman millî ayaklanmalar ile Çin zulmüne karşı durmakta ve Çinlilerden ele geçirdikleri silahlarla karşılık vermektedir.Gulca olayları sırasında 429. defa millî direniş hareketine girişen Doğu Türkistan’lılar geçmişten edindikleri tecrübelerle zaman zaman bazı bölgelerde Çinli işgalcilere karşı üstün gelebilmekte ve hatta zaman zamanda bazı bölge ve şehirlerin hakimiyetini ellerine geçirebilmektedir.
åŸå¸–地å€: Mesken.Gen.Tr SanalGenclik Twitter Facebook Kurtlar Vadisi Pusu Forum Sitesi Güne Dair Öss AÖF Emo Avon Oyun Program Sohbet, Dizi İzle, Online Dizi, Diziizle, Sakarya Fırat Dizisi, Sakarya Fırat, Ezel Dizisi [Linkleri görebilmek için üye olmaniz gerekmektedir. Hizli üye olmak için tiklayiniz!!]

Kitabımızın bazı bölümlerinde bu hususla ilgili önemli ve abartısız haberlerle karşılaşacaksınız. Doğu Türkistan halkı esareti asla içine sindirmiş ve kabullenmiş değildir.

4 Şubat 1997 günü Gulca’da başlayan ve kısa sürede bütün Doğu Türkistan sathına hızla yayılan millî İstiklâl Hareketinin vuku bulduğu günlerde konuya ciddiyetle eğilen ve destek veren kişi ve kuruluşların beyanatlarına bir bakalım:

ZİNDANLAR DOLDU!


Gösterilerin başlamasının hemen ardından Doğu Türkistan genelinde on binlerce Türk genci tutuklanarak hapishanelere gönderildi. Camilerde cemaat halinde namaz kılmanın yasaklanmasının ardından Gulca ve Korla da 2 bin, Urümçi’de 1500 kişi tutuklandı. Halen 70 bin Türk’ün değişik suçlar bahane gösterilerek hapislerde tutulduğunu belirten gözlemciler resmi makamları tutuklamalarla ilgili bilgi vermediğini,çoğu tutuklunun ise “ adi ” suçlar olarak gösterildiğini söylediler. .

Doğu Türkistan Kurtuluş Cephesi ise geçtiğimiz yıl Nisan ayından bu yana toplam 78 bin Türk gencinin tutuklanarak cezaevlerine veya çalışma kamplarına gönderildiğini açıkladı. Gösteriler öncesi meydana gelen Deprem ve Çığ faciasında meydana gelen yıkılma ve hasarlar nedeni ile evlerini onarmak isteyen ailelere izin verilmediğini ifade eden Doğu Türkistan Kurtuluş Cephesi yetkilileri mücadelenin ülkenin bütün bölgelerine ve Çin sınırları içerisine yayılacağını, gerekirse Pekin’de devam edeceğini söylediler.

BAĞLANTI KESİLDİ


Doğu Türkistan’ın tamamına yayılan bağımsızlık gösterilerinin ardından Çinli yöneticiler ülkenin Dünya ile olan bağlantısını kesti. Hava ve kara ulaşımı ile telefon görüşmeleri tamamen kapandı. Mücahit kaynaklar Doğu Türkistan-Çin karayolu ile demiryolunun denetimleri altında bulunduğunu; önemli bir demir yolu köprüsünün de havaya uçurulduğunu duyurdu.

Daha önceki bölümlerde bahsettiğimiz gibi, bazı satılmaya müsait beyinli şahıslar ve basın yayın organları Çin’in istediği gibi konuşmaya ve yazıp çizmeye devam ededursun, diğer taraftan da akıl ve iz’an sahibi, millî ve manevi duyguları olan, insani değerlere önem veren kişi, kuruluş ve medya mensupları demeçleri ile açıklamaları ile haber yorum ve eylemleri ile haklının ve mazlumun yanında yer almış ve büyük ölçüde destek vermişlerdir. Buradan hepsine bütün Doğu Türkistan’lılar adına yürekten teşekkürü bir borç biliriz. Muhterem okuyucular bakınız kim ne demiş, hangi basın kuruluşu neler yazmış, hangi kuruluş nasıl bir eylemle Doğu Türkistan mücahitlerine destek vermişler görelim.

İLİ ŞEHRİNE KARŞI KIZIL ÇİN ORDUSUNUN HER AN BİR İMHA HAREKETİ BAŞLATACAĞINDAN ENDİŞE EDİLİYOR

İşgal altındaki Doğu Türkistan'da Ramazan ayının sonlarında başlayan Çin katliamı bütün şiddetiyle devam ediyor. İşgalci Çin yönetimi, insanlık dışı yöntemler uygulayarak Türkistanlı Müslümanlara akıl almaz işkenceler yapıyor. Olayların başladığı nokta olan Gulca başta olmak üzere bütün şehirlerde sıkıyönetim ilan edildi. Gulca'nın bütün cadde ve sokakları, ağır silahlarla donatılan Çin ordusu tarafından işgal edilmiş durumda. Kuşatma altındaki Gulca’da halkın elindeki yiyecek stokunun tükenmekte olduğu ve sıkı yönetim yüzünden dükkanlar kapalı bulunduğundan temel ihtiyaç maddelerini temin edemediği ve halkta açlık tehlikesinin baş gösterdiği bildiriliyor.

Çin'in Türklerin yaşadığı Doğu Türkistan’da sıkıyönetim ilan etti. Bir süredir bölgede yaşanan karmaşanın ve başkent Pekin'de ard arda meydana gelen patlamaların Çin yönetimini bu yönde karar almaya sevk ettiği öne sürüldü. Türkiye'de bulunan Doğu Türkistan kaynaklarından edinilen bilgilere göre,

“Çin yönetimi bölgede bulunan Müslüman Türkleri sindirmek için geçen hafta 4 saat süren bir toplantının ardından sıkıyönetim ilan etmeye karar verdi”.

Çin Komünist Partisi Daimi Komitesi tarafından alınan kararlar, tedbirler paketi olarak adlandırıldı. Buna göre:

1. Doğu Türkistan ' da bulunan tüm özel ve resmi dini okullar kapatılacak. Dini eğitim adı altında yabancı kültürün öğretimine izin verilmeyecek. Aynı seviyede bulunan öğretim kurumları birbirleri ile ilişki kuramayacaklar.

2. Doğu Türkistan'da görev yapan savcı ve hakimlerle, teftiş görevi yapanların azınlıklardan olmamasına özen gösterilecek.

3. Sınır kontrolleri güçlendirilecek, komşu Orta Asya Cumhuriyetlerinden bölgede yaşayanların olumsuz etkilenmesi önlenecek. Doğu Türkistan'da bulunan tüm propaganda malzemeleri imha edilecek.

4. Komite, toplu taşıma araçlarına birinci derece güvenlik önlemleri uygulamasına karar verdi.

Bir süre önce Çin'in başkenti Pekin'de patlayan bombalar üzerine alınan bu kararlar, saldırının Türkler tarafından yapıldığı varsayımına dayanıyor. Çin’ de rejim karşıtı güçlerin ve diğer azınlık mensuplarının da bu saldırıların faili olabileceği ihtimalini dışlamamak gerekiyor.Öte yandan Çin yönetiminin son Sincan olaylarının ardından etnik azınlıklarla yakınlaşma politikası izlemeye başladı. Resmi Çin gazetesinin geçen hafta yayınlanan bir nüshasında, Komünist liderlerle tanınmış Uygur ses sanatçısını bir arada gösteren fotoğraf yayımlandı. Çin Komünist Partisi resmi yayın organı Halkın günlüğü gazetesinde yayınlanan fotoğraf, Uygur ses sanatçısı Kelimu’yu, Devlet başkanı Jiang Zemin ile el sıkışma anını tespit ediyor. Öte yandan Doğu Türkistan bölgesi yönetimi geçen hafta bir çağrıda bulunarak yabancı sermayeyi Doğu Türkistan’a yatırım yapmaya çağırdı.(19.3.1997)

ÇİN ALAYI VURULDU !


8.2.1997 günü sabaha karşı Urümçi yakınlarında bulunan Çin kara birliği Türk mücahidler tarafından vuruldu. 1250 Çinli askerin çok sıkı koruma altında tuttuğu alay içerisinde bulunan askeri hapishanedeki 350 Türk tutuklu Türk mücahidler tarafından kurtarıldı. 4 saat aralıksız süren çatışmalar Sırasında Çin birliğinin ağır kayıplar verdiği çok sayıda karargah binasının tahrip edildiği öğrenildi.
åŸå¸–地å€: Mesken.Gen.Tr SanalGenclik Twitter Facebook Kurtlar Vadisi Pusu Forum Sitesi Güne Dair Öss AÖF Emo Avon Oyun Program Sohbet, Dizi İzle, Online Dizi, Diziizle, Sakarya Fırat Dizisi, Sakarya Fırat, Ezel Dizisi [Linkleri görebilmek için üye olmaniz gerekmektedir. Hizli üye olmak için tiklayiniz!!]

Çinli işgalcilerin tahrikleri sonucunda patlak veren Gulca ayaklanması esnasında çok enteresan bir noktaya dikkatlerinizi çekmek istiyoruz.
Milletimizle uzaktan yakından bir bağı bulunmayan ve yalnızca insan olmak gibi bir ortak yanımız olan dünyadaki yabancı basın ve yayın organları sahipleri Gulca Katliamı esnasında şehid edilenlerin sayısını 100’lerle ve hatta 1000’lerle ifade ederken Türkiye’mizdeki Doğu Türkistan adına faaliyet gösterdiklerini iddia eden bazı şahsiyetler ortaya çıkıp şehid sayısını olabildiğince azaltarak neredeyse “birkaç kişi” olarak ifade etme noktasına kadar geldiler. Bu kişilerin hâlâ ayıdan yana mı yoksa mağdur avcıdan yana mı olduklarını pek anlayabilmiş değiliz. (RESİM-5)
åŸå¸–地å€: Mesken.Gen.Tr SanalGenclik Twitter Facebook Kurtlar Vadisi Pusu Forum Sitesi Güne Dair Öss AÖF Emo Avon Oyun Program Sohbet, Dizi İzle, Online Dizi, Diziizle, Sakarya Fırat Dizisi, Sakarya Fırat, Ezel Dizisi [Linkleri görebilmek için üye olmaniz gerekmektedir. Hizli üye olmak için tiklayiniz!!]

Bunlara benzer ifadelerden yana olanların bütün kasıtlı ve Çin’in uyguladığı bu büyük katliam hareketini basit ifadelerle örtbas etmeyi amaçlayanların gayretleri netice olarak boşa çıkmış, bütün dünyada çok geniş bir biçimde, ciddi şekilde yankı bulmuştur. Güneşi balçıkla sıvamak isteyenlerin çamurları ellerinde kalmıştır.

Bu unutulmaz katliam esnasında kaç şehid verildiği ile ilgili konuları hep birlikte görelim.

AYAKLANMALARIN SEBEPLERİ


Doğu Türkistan’ da son yıllarda gittikçe dozunu arttırarak bütün memleket çapına yayılmakta olan ayaklanmanın sebeplerini daha iyi kavrayabilmek için, Çinlilerin, Çinli olmayan milletlere karşı izlediği geleneksel siyasetini gözden geçirmek gerek. Ayaklanmaların tırmanma sebeplerinin başında Çinlilerin, Çin’deki, Çinli olmayan milletlere karşı izlediği geleneksel siyaseti gelmektedir.

17. Yüzyılda ünlü Çin tarihçisi Cang Fu Zi şunları yazmaktadır:

“ Barbarların ülkesini fethetmek haksızlık değildir , Barbarların katledilmesi insanlık dışı bir tutum kabul edilmez, barbarların aldatılması namussuzluk telakki edilemez.”

Çinliler, komşuları olan çeşitli Türk boylarına ezelden beri “barbar” anlamına gelen “Şingou” veya “Yeman” demekteydiler. Çinliler de “YI YI CI YI” diye bir atasözü vardır. Bu sözün manası “Barbarları barbarca yönetmek gerek” demektir. Yine Çinlilerde:

“Ningzing veygo bugi canu” diye bir ata sözü vardır. Bu sözün manası da “Uzaktaki, insanlara taviz versem de kendi idarem altındaki kölelerime hiç bir hak vermem.”

Eğer bir örnek vermek gerekirse, Sincan Ci-bao yani Doğu Türkistan’ın Günlüğü adlı gazetede:

“Çin Halk Cumhuriyetinde genel nüfusun % 94 ünü Çinliler teşkil ederler. Biz Çin’deki milletlerin kaynaştırılmasını istiyoruz. Bunu sağlayabilmek için bir milleti esas almak gerek. Bu millet de Çin milletidir .Azınlık milletlerle Çinliler arasındaki evlenmeleri hızlandırmak gerek. Çinliler ile azınlık milletlerin kaynaştırılmasında Çin dili temel edinilmelidir. Çin'deki milletlerin kaynaştırılmasına karşı çıkmak, sosyalizm ve komünizmin sağlam temeller üzerine oturtulmasına karşı çıkmak demektir.” şeklinde Çin şovenizminin, Çin Faşizminin gerçekliğini ifade eden demeçler yer almaktadır.

Eğer Çin komünistlerinin bu ülkeyi istila ettiği 1949 yılından buyana Doğu Türkistan’ da yürüttüğü siyaseti incelenecek olursa, bunun altında Doğu Türkistan Türklerini tedrici olarak eritmek, barbarca yönetmek ve onlara hiç bir hak tanımamak siyaseti yatmaktadır. Bu siyasete daha fazla tahammül edemediği için Doğu Türkistan Türkleri de tedrici olarak eriyip tarih sahnesinde silinmemek, barbarca yönetimden kurtulmak ve en tabii haklarını elde edebilmek için mücadele etmektedirler.Doğu Türkistan'daki şiddet olaylarının sebebi budur.

Sayın M. Necati Özfatura’nın 10.2.1998 tarihli Gulca katliamının birinci yıldönümü münasebetiyle yazmış olduğu değerli makalesinde :

...

“Sayın Erkin Alptekin'in ve görgü şahitlerinin bildirdiğine göre;

Doğu Türkistan Türkleri Çin zulmü ve işkencelerine karşı öncelikle ülke çapında örgütlenip silahlanmaya başlamıştır. Zalim Çinlilere karşı kendilerini korumak ve intikam almak gayesiyle sabotaj, bombalama ve vur-kaç olayları gittikçe tırmanmaktadır. Çin bayrakları yakılıp, yerine Doğu Türkistan'ın millî bayrağı asılmaktadır. Devlet, parti ve hükümet organlarında çalışmakta olan pek çok Doğu Türkistanlı Türk, Çin yönetiminin Doğu Türkistan'daki siyasetini açıkça eleştirmeye, demokrasi, gerçek anlamda öz yönetim ve hatta kendi geleceğini tayin hakkı talep etmeye başlamıştır. Halk, top yekün bir ayaklanmaya karşı gıda ve ilaç yığınağı yapmaktadır. Bu durum, Doğu Türkistan'a yerleştirilen Çinli mültecileri de son derece tedirgin etmeye başlamıştır. Nitekim, Pekin'deki merkez hükümetine yazılı başvurularda bulunan Çinli mülteciler, Çin yönetiminin Doğu Türkistan halkına karşı uyguladığı siyasetin bu ülkedeki Çinli mültecileri bir hedef haline getirdiğini, eğer Çin hükümeti Doğu Türkistan halkını tatmin edecek bazı olumlu tedbirler almazsa, bu ülkedeki Çinli mültecilerle Türkler arasında kanlı çatışmaların patlak verebileceğini” bildirmiştir.

AYAKLANMALARI BASTIRMAK İÇİN ALINAN ÖNLEMLER

Çinlilerin, en tabii haklarını elde edebilmek için barışçı yollarla mücadele içinde olan Doğu Türkistan Türklerini sindirebilmek için şiddet yollarına başvurması, Doğu Türkistan’daki ayaklanmaları daha da tırmandırmaktadır .

19 Mart 1996 tarihinde Pekin'de toplanan Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Daimi üyeleri Doğu Türkistan'daki “ bölücülere karşı merhametsiz savaş yürütülmesi” konusunda 10 maddelik bir karar kabul etmiştir.

Bu kararın, Doğu Türkistan’daki Çinli yöneticilere tebliğ edilmesinden sonra, Mayıs ve Haziran 1996 tarihleri arasında Çin güvenlik kuvvetleri tarafından memleket çapında bir insan avı düzenlenmiş, 50 binden fazla Doğu Türkistanlı tutuklanmış ve yüzlerce Doğu Türkistanlı idam edilmiştir.

Uluslar arası Af Örgütü Amnesti’nin raporuna göre, bütün Çin de en çok idam cezaları Doğu Türkistan da verilmektedir.

Bugün Doğu Türkistan da, Çinlilerin bu ülkedeki siyasetini eleştiren herkes ağır hapis cezalarına çarptırılmaktadır. Uluslar arası Af Örgütü Amnesti’nin genel sekreteri Pıere Sane, 29 Ekim 1996 tarihinde Çin Devlet Başkanı Jiang Zemin’e yazdığı açık mektubunda, Doğu Türkistan’ın Kaşgar şehrinde, Çinlilerin Doğu Türkistan Türklerine karşı giriştiği sindirme siyasetini eleştiren 4 Doğu Türkistanlı gencin 10 ila 15 yıl arasında hapis cezasına çarptırılmalarını insanlık dışı bir tutum olarak tanımlamıştır.


A.Şekür TURAN

Kültür Bakanlığı Emekli Müşaviri
__________________
Keşke Çocuk Kalsaydım da,
Dizimdeki Yarayı En Büyük Acı Sansaydım !..




TÜRK'ÜN BAŞI ANCAK SECDEDE EĞİLİR
Ne Mutlu Türk'üm Diyene!!!

Al Kanıyla Suluyor Toprağımı Şehidim!
Bu Vatana Veriyor Gül Canını Şehidim

Dünya Duysun Bilinsin TÜRK'de Şehit Tükenmez
Bayrak İnmez Şehit Ölmez, Bu Aziz Vatan Bölünmez

  Alıntı ile Cevapla
Eski 03-02-10, 18:47   #4
Bozkurt
Asla Unutulmam; Ancak Kolay Kolay da Anımsanmam
Bozkurt - ait Avatar
Üyelik Tarihi: 03-08-2005
Nerden: Ergenekon
Yaş: 26
Mesajlar: 8,097
İlişki Durumu :

Şanlı tarihmizde Çin köpeklerinin Türklere düşmanlıgı aşikardır sebebi de bizim kudret kokan tarihimizde bu köpeklerin yaptıgı zulumlere ve şerefsizliklere ders veren milletin biz olmamızdır. Asli düşmanımız olan kızıl çin her zaman bu ezilmişliğin ve kuyruk acısını çıkarmak için üzerimizize gelmiş olsa da Yüce Türk Hakanlarının kılıçları altında kalmışlardır ama ne yazıkki bugünde gerek hükümetin gerekse dünyanın duyarsızlıgı ve ilgisizliği nedeniyle bu acıyı dün ve bugün soydaşlarımızdan kardeşlerimizden çıkamaktadır. Yukarıda bahsi geçen insalık dışı uygulamalar ve katliyamlar çinli köpeklerin düşmanlıklarının ve kahpeliklerininde tescilidir. Ama ne yazıkki biz Yüce Türk milleti bu duruma sessiz kalmaya devam etmekteyiz.
åŸå¸–地å€: Mesken.Gen.Tr SanalGenclik Twitter Facebook Kurtlar Vadisi Pusu Forum Sitesi Güne Dair Öss AÖF Emo Avon Oyun Program Sohbet, Dizi İzle, Online Dizi, Diziizle, Sakarya Fırat Dizisi, Sakarya Fırat, Ezel Dizisi [Linkleri görebilmek için üye olmaniz gerekmektedir. Hizli üye olmak için tiklayiniz!!]

Kahpeliğin adını iç mesele koyan bu zulumcu köpekler bugün soydaşlarımıza etnik ve asimetrik soykırım uygulamaktadır. Hergeçen gün bu zulum çemberinde inleyen soydaşlarımızın inlemeleri dünyayı sarmaktadır. Dünya ise kulaklarını bu zülme tıkamış görmezlikten gelerek bu soykırıma ortak olmaktadır. Bize düşen bu kahpeliği her alanda dile getirerek bu duruma duyarsız ve tepkisiz kalmayacağımızı göstermek her alanda bu kahpeliğin karşısında durmaktır.


Şunu unutmayalım ki Yüce Atatürk'ün de dediği gibi "Muhtaç Olduğumuz Kan Damarlarımızda ki Asil Kan da Mevcuttur" Hiç bir zaman kahpelik ve soykırım yapmayan yüce Türk Irkı olarak yapalanlara da sessiz kalmayacağız ve bu yapılanların hesabını elbet birgün soracağız.

Gök Girsin Kızıl Çıksın
__________________
Kefenim Bozkurt sancağı, durağım Türk Uçmağı, konağım Tanrı Dağı, bulağım Orkun Irmağı olsun...

Türk Irkı sağolsun.


TÜRK'ÜZ
TÜRKÇÜ'YÜZ
ATATÜRKÇÜ'YÜZ
TANRI TÜRK'Ü KORUSUN


Şimdi ellerimi tut. ölsün bu yalnızlık.
Işıkları yak
Sen yokken sokak yeterince karanlık...
Gözlerime bak.
ve uzan ömrümün bahçesine
Ssen yokken her yer bataklık


  Alıntı ile Cevapla
Eski 03-02-10, 22:36   #5
Osman Batur
Namaz, her yaşta güzeldir...
Osman Batur - ait Avatar
Üyelik Tarihi: 08-09-2005
Nerden: Doğu Türkistan
Yaş: 1
Mesajlar: 97
İlişki Durumu :

Gulca ayaklanmasında yitirilen Kür-Şad ruhlu kardeşlerimizi, anne ve babalarımızı rahmetle anıyor, Mekanlarının cennet olmasını yüce Allah'tan niyaz ediyorum.

Unutulmamalıdır ki, Türk'leri durdurmak için yapılan Çin Seddi önlerinde bir gün " Gök Bayrak " dalgalanacaktır.

Kuran-ı Kerim'de buyurulur ki ;

Nice az sayıda bir birlik Allah'ın izniyle çok sayıdaki birliği yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir.
Bakara / 249

Yüce komutan, rahmetli lider Osman Batur'un da dediği gibi ;
“- Ben can verebilirim. Milletim, dünya durdukça mücâdeleye devam edecektir.”

Kavgan(mız) yüreğimizde yüce komutan. Kanına nail olabilirsek ne mutludur bize.
Doğu Türkistan, Türkiye'nin namusudur.
Maraş'ta, bacımın örtüsü suratında çekilmek istenirken patlayan bir mermiyle başlayan Milli ayaklanma, ve yüce Yaradan'ın bahşettiği zafer, bir gün Doğu Türkistan semalarını süsleyecek, ve namusa el sürülmeyecektir.
åŸå¸–地å€: Mesken.Gen.Tr SanalGenclik Twitter Facebook Kurtlar Vadisi Pusu Forum Sitesi Güne Dair Öss AÖF Emo Avon Oyun Program Sohbet, Dizi İzle, Online Dizi, Diziizle, Sakarya Fırat Dizisi, Sakarya Fırat, Ezel Dizisi [Linkleri görebilmek için üye olmaniz gerekmektedir. Hizli üye olmak için tiklayiniz!!]

Allah yar ve yardımcınız, mekanlarınız cennet olsun...
Yitip giden canları, rahmet ve dua ile anıyoruz...
__________________
Varolsun YÜCE ECDADIMIZ, yeniden BÜYÜK OSMANLI !
biz, tuna nehrinde abdest alıp, viyana önlerinde namaz kılan ecdadın torunlarıyız...

Muhsin Yazıcıoğlu...
  Alıntı ile Cevapla
Eski 07-02-10, 01:46   #6
Osman Batur
Namaz, her yaşta güzeldir...
Osman Batur - ait Avatar
Üyelik Tarihi: 08-09-2005
Nerden: Doğu Türkistan
Yaş: 1
Mesajlar: 97
İlişki Durumu :

Bu kadar tepkisiz kalınması üzücü.
Milli bir dava olan Doğu Türkistan ruhuna, bir ruhları şad olsun bile yazılmaması ...
Yazık, çok yazık ...
__________________
Varolsun YÜCE ECDADIMIZ, yeniden BÜYÜK OSMANLI !
biz, tuna nehrinde abdest alıp, viyana önlerinde namaz kılan ecdadın torunlarıyız...

Muhsin Yazıcıoğlu...
  Alıntı ile Cevapla
Eski 07-02-10, 10:00   #7
Syk
Bizden Biri
Syk - ait Avatar
Üyelik Tarihi: 16-06-2006
Nerden: Cehennemin Dibinden...
Yaş: 20
Mesajlar: 5,782
İlişki Durumu :

Geç cevap yazdığım için kusura bakmayın. kırmalara olunca insan hakkı diye bas bas bağıranlar acaba burda yapılanları görmüyor mu yoksa işlerine geldiği için mi sessiz kalıyorlar. Mekanları cennet, ruhları şad olsun. Gün gelecek elbette hesap verecekler
__________________


İmzam Yok Parmak Bassam Olmaz Mı?




  Alıntı ile Cevapla
Eski 07-02-10, 10:31   #8
KABADAYI
.:BeYaZ GüLüM:.
KABADAYI - ait Avatar
Üyelik Tarihi: 10-07-2009
Nerden: EFELER DİYARI
Yaş: 21
Mesajlar: 2,464
İlişki Durumu :

ermenilere katliam yaptınız,kürtlere katliam yaptınız diyenlerin tarhi bilgilerinin zayıf ve taraflı olduğunu biliyoruz,o yüzden çok şaşacak bi durum yok,Türk'lere napılırsa yapılsın,biz her daim suçluyuz onların gözlerinde,biz her daim zalim ve barbarız onların düşüncelerinde..

Acısı olana kucak açan biziz,zorda olsak ta zorda kalanın yardımına koşan yine biziz,ama her daim suçlu yine biziz.
åŸå¸–地å€: Mesken.Gen.Tr SanalGenclik Twitter Facebook Kurtlar Vadisi Pusu Forum Sitesi Güne Dair Öss AÖF Emo Avon Oyun Program Sohbet, Dizi İzle, Online Dizi, Diziizle, Sakarya Fırat Dizisi, Sakarya Fırat, Ezel Dizisi [Linkleri görebilmek için üye olmaniz gerekmektedir. Hizli üye olmak için tiklayiniz!!]

Denecek söz yok,yukarıda Allah var,ve o herşeyden haberdar,kimin ak,kimin kara olduğunu o biliyor,gün gelir hesabı sorar,gün gelir hesabı sormamıza yardım eder,o vakit konuşuruz.

Allah ölenlere rahmet eylesin,ruhları şad,mekanları cennet olsun.
__________________



  Alıntı ile Cevapla